Sırça Aşkımız Sırça açkımız yıkıldı dala bir kuş konar gibi göğsüme kondu sözlerin (Penceremi kapattim rüzgarına) Sırça aşkımız yıkıldı Yansıması bozulmadı sularda bir öpücük uzaklaştı Işıkları yandı uykuda Şarap bardağı kanayıp döküldü aramıza sarılmıştık el ele tutuştu saçlarımız boyun eğdik etçekimi kanununa Sırça aşkımız tuzla buz kırçiçeklerinin kraliçesi boşuna bekledi telefonunu bir daktilonun tuşları yazdı <> nokta İkimiz de uyumadık o gece bahşişini bekledi ölü yikayıcılar Gözyaşlanyla kalkti cenaze aşkin tabutunu sırtlandılar Sırça aşkımız Sırça aşkımız Yanıyordu öpüş öpüş sözler susunca gözler banştılar Gövdelerimiz kanadı devam ettik sevişmeye müzik dinene dek sürdü fırtına (Bu da mı yalandı?) Sabaha doğru kapıyı çalan sessizlik artık gelmeyeceğini söyledi Işıklan kararttım uzandım yalnızlığa boyluboyunca Sırça aşkımız Sırça aşkımız Sırrımı sakla Içimdeki ayna Ağlama! Our Glass Love Our glass love shattered and like a bird on a branch your words perched on my breast (I have shut my window to your blowing winds) Our glass love shattered its reflection intact in the waters a little kiss blew away its lights alight in sleep A wine glass bled spilt between us we had embraced hand-in-hand our hair on fire we surrendered to the laws of fleshgravity Our glass love in smithereens the queen of MEADOWFLOWERS awaited for your telephone in vain the keys of a typewriter wrote 'Love too was soiled' full stop Neither of us slept that night the corpsewashers expected their tip the funeral procession began in tears they lifted the coffin of love Our glass love our glass love was burning in kisses when words stopped the eyes made up Our bodies bled we continued making love until the music stopped the storm raged on (or was this also a lie?) Towards morning silence knocked on the door said it wouldn’t come again I darkened the lights stretched full length into loneliness Our glass love Our glass love Hide my secret The mirror inside me don’t cry!