Welcome
Login:   Pass:     Register - Forgot Password - Resend Activation

Turkish Class Forums / Language

Language

Add reply to this discussion
Need some easy reading
(16 Messages in 2 pages - View all)
[1] 2
1.       trip
297 posts
 29 Nov 2012 Thu 09:48 am

Merhaba! Does anyone have good suggestions on reading material for a beginning Türkçe student? I have read the stories here on the site by Erdinc and Canli, and they were just at the level I need. Are there more reading materials here on the site? Are there any good Internet resources? ... Teşekkür ederim!

nifrtity and HaNNo liked this message
2.       AlphaF
5677 posts
 29 Nov 2012 Thu 11:19 am

http://www.abcturkish.com/kolayturkce.html

http://www.teknolojiweb.net/basit-ingilizce-hikaye-ve-turkce-cevirisi-kolay-ingilizce-hikayeler-1-seviye-ingilizce-hikaye-ve-turkce-cevirisi-the-poor-fisherman-english-stories/

http://www.teknolojiweb.net/the-blue-bird/

 

First link will give you three stories in simple Türkish

The second link gives you a long poem in English, but also provides its Türkish translation. You can try to read the Turkish translation first, and check yourself with the English version.

Third link is similar to the second link.



Edited (11/29/2012) by AlphaF
Edited (11/29/2012) by AlphaF
Edited (11/29/2012) by AlphaF

Donkeyoaty and trip liked this message
3.       trip
297 posts
 30 Nov 2012 Fri 10:31 pm

AlphaF, bunlar için teşekkür ederim! (I hope this sentence is right!) I have translated the first story, and I hope no one will mind if I post my attempt here so that you and/or others can evaluate what I have done. First some questions:

1) I am coming across what look like a couple of ways to use gerund constructions. These seem to use the suffixes -arak and -up? I am curious if my translation of these comes close to being right.

2) In this quote from the blond woman, "Yüzme de bilmem ben," the construction seems almost backward to me, with the "ben" at the end. Can you explain please?

3) I see the aorist tense being used several times in this story. I assume this is because it is dealing with habitual action. But I don´t really understand what the aorist is. Is it something that Turks use a lot in everyday speech?

Here is my attempt:

BİR KAYIKTA DÖRT KİŞİ (FOUR PEOPLE IN A SKIFF)

Kayıkta dört kişiydiler. Sarı saçlı bir kadın, bir kasap, kel bir profesör, ve bir de pipolu genç.

Four people were in a skiff. A woman with blond hair, a butcher, a bald professor and also a young man with a pipe. 

 

Hepsi de son vapura geç kaldılar. Bunu için kaptana 50 milyon lira verip bir kayığa bindiler.

All of them also at the end were late to the steamship. Giving a captain 50 million lira for this, they took a skiff.

 

Şimdi kayık karanlık sularda yavaş yavaş gidiyor du. Sarı saçlı kadın sigara içiyor ve dumanını seyrediyor du.

Now the skiff was going slowly in the dark waters. The blond woman was smoking a cigarette and watching its smoke. 

 

Genç adam hem sarı saçlı kadının bacaklarına bakıyor hem de sevgilisini düşünüyor du.

The young man was both looking at the blond woman´s legs and also thinking of his girlfriend.

 

Profesör de aids hakkında düşünüyor, bu hastalık için bir ilaç bulmak istiyor du.

The professor also was thinking about AIDS and was wanting to find a drug for this disease.

 

Kasap hem fıstık yiyor hem de dükkanındaki koyunları ve inekleri düşünüyor du.

The butcher was both eating pistachios and thinking about the cows and sheep in his shop.

 

Gece yıldızsızdı ve deniz biraz dalgalıydı. Sular bazen kayığın içine sıçrıyor du/geliyor du. Kayık artık Üsküdar’ı ve Kadıköy’ü geçip adalara doğru gidiyordu.

The night was starless and the sea was a little rough. Sometimes the waters were coming inside the skiff. Now passing Üsküdar and Kadıköy, the skiff was going straight to the Princes´ Islands.

 

Biraz sonra sarı saçlı güzel kadın rüzgardan üşüdü ve eteklerini tutarak kamaraya doğru yürüdü. Kamaraya girdi. Kamara çok kötü kokuyor du.

A little later the pretty blond woman felt cold from the wind and, holding her skirts, moved straight to the skiff´s cabin. The cabin smelled very bad.

 

Kadın hemen bir pencere açıp önüne oturdu. Çamlıca’ya ve Üsküdar’a bakıyor du. Her şey çok güzeldi. Dalgaların sesi bir melodi gibiydi.

The woman immediately sat down before an open window. She was looking at Çamlıca and Üsküdar. Everything was very beautiful. The sound of the waves was like a melody.

 

Kadın birden kalktı; şimdi koku daha çoktu ve aşağıdan duman geliyor du. Kapıyı açtı; içeride çok duman vardı; yüzüne bir sıcaklık geldi: 

The woman stood suddenly. Now the smell was worse and smoke was coming from below. She opened the door. There was lots of smoke within. She came face to face with heat.

 

Aşağıda kaptan ve yardımcısı motoru tamir etmek için çalışıyorlar dı. İkisi de çok pisti ve terliydi. Kadın çok şaşırdı; sonra “Yanıyoruz imdat imdat yanıyoruz” diye bağırmaya başladı ve dışarıya koştu.

Below the captain and his assistant were trying to repair the motor. The two also were very dirty and sweaty. The woman was very bewildered. Then she started by shouting "We are burning, help, help, we are burning!" and ran outside.

 

Kayıktaki herkes çok korktu. Kapı açık kaldı: Onun için şimdi her yer dumandı. Kasap hemen sandalyesini tuttu. Profesör de kayıktaki tek can simitini aldı.

Everyone in the boat was very afraid. The door remained open: Because of it, now smoke was everywhere. The butcher immediately gripped his seat. Also, the professor took the skiff´s only life preserver. 

 

Sarışın kadın genç adamın yanına gitti: “Kurtarın beni, lütfen kurtarın, yardım edin....... yüzme (swimming) de bilmem ben” dedi. Delikanlı korkarak “ben de bilmem” dedi. Ama biraz yüzme bilirdi. 

The blond woman went to the side of the young man: "Save me, please save, help ... I also do not know swimming," she said. Being afraid, the young man said, "I also do not know." But he knew swimming a little. 

 

Sarışın kadın bu sefer de kasaptan yardım istedi, ama O Allah’a dua ediyor du. Profesör hepsinden daha kötü bir durumdaydı; çok korkuyor du.

The blonde woman this time wanted help from the butcher, but he was praying to Allah. The professor was worse than all in this situation; he was very afraid.

 

Profesörün öğrencileri O’nu her zaman bir kahraman gibi düşünür dü, profesör her şeyi bilir ve çok güzel konuşur du, ama şimdi ağlıyor du.

The professor´s students always thought of him as a hero, the professor knew everything and talked very well, but now he cried.

 

Sarışın kadın bu defa kaptanın yardımcısından yardım istedi. Ona sarılarak “Lütfen beni kurtar” dedi.

The blond woman this time wanted help from the captain´s assistant. Hugging him, she said, "Please save me."

 

O zaman kaptanın sesi geldi; “Susun!, bağırmayın! Niçin korkuyorsunuz? Şimdi motoru tamir edeceğim. Lütfen panik yapmayın.”. kaptanın sesi çok etkiliydi; herkes oturdu. 

Then came the sound of the captain: "Be quiet! Don´t shout! Why are you afraid? Now I will repair the motor. Please do not panic." The sound of the captain was very effective; everyone sat down.

 

On dakika sonra her şey normale döndü. Kaptan ve yardımcısı aşağıdan yukarıya çıktılar; ikisi de çok yorgundu.

Ten minutes later everything returned to normal. The captain and his assistant came up from below; the two also were very tired.

 

Şimdi yine kayıkta dört kişiydiler. Yine düşünüyorlardı. Sarı saçlı kadın artık korkmuyordu; çok rahattı; sigara içmek istedi, ama elleri titriyor du.

Now again the four people were in the skiff. Again they were thinking. The woman with blond hair was not afraid anymore; she was very untroubled; she wanted to smoke a cigarette, but her hands were shaking.

 

Delikanlı yine piposunu içiyor, fakat sarı saçlı kadının bacaklarına bakmıyor du.

The young man again was smoking his pipe, but he was not looking at the legs of the blond woman.

 

Profesör karısını, çocuklarını ve öğrencilerini imdi daha çok seviyor du.

The professor now loved his wife, children and students very much.

 

Kasap da artık hayvanları kesmek istemiyor du; mesleğini bırakıp başka bir iş yapmak istiyor du.

Also, the butcher didn´t want to butcher animals anymore; he wanted to leave his profession and do a different job.

 

Adaya geldiler.

They came to the island.

 

Kayıktan ilk önce profesör indi. Sonra şarkı söyleyerek delikanlı. Kasap kayıktan neşeyle indi ve bir çocuk gibi koşarak gitti.

First of all, the professor got out of the boat. Then the young man singing a song. The butcher with joy got out of the boat and went running like a child.

 

Sarışın kadın için dalgalı denizde kayıktan inmek kolay değildi, zordu.

For the blond woman, it wasn´t easy, it was difficult to get out of the boat in the rough sea.

 

Kaptanın yardımcısı yardım etmek için sarı saçlı kadına elini uzattı; ama kadın onun pis elini tutmadan kendi kendine kayıktan indi ve düştü; sonra kalkıp bir manken gibi yürüyerek gitti.

The captain´s assistant extended his hand to the blond woman to help her, but the woman got out of the boat by herself without holding his dirty hand and fell; then getting up, she went walking like a mannequin.



Edited (11/30/2012) by trip
Edited (11/30/2012) by trip
Edited (11/30/2012) by trip
Edited (11/30/2012) by trip

basima and nemanjasrb liked this message
4.       gokuyum
5050 posts
 01 Dec 2012 Sat 02:56 am

Come no matter who you are, come.

Come but come with short texts. (A Turkish Dervish)

nifrtity and tunci liked this message
5.       trip
297 posts
 01 Dec 2012 Sat 09:54 am

Quote: Gokuyum

Come no matter who you are, come.

Come but come with short texts. (A Turkish Dervish)

 

Sorry. I will know better next time.

6.       gokuyum
5050 posts
 01 Dec 2012 Sat 09:41 pm

 

Quoting trip

 

BİR KAYIKTA DÖRT KİŞİ (FOUR PEOPLE IN A SKIFF)

Kayıkta dört kişiydiler. Sarı saçlı bir kadın, bir kasap, kel bir profesör, ve bir de pipolu genç.

Four people were in a skiff. A woman with blond hair, a butcher, a bald professor and also a young man with a pipe. 

 

Hepsi de son vapura geç kaldılar. Bunu için kaptana 50 milyon lira verip bir kayığa bindiler.

All of them also at the end were late to the last steamship. Giving a captain 50 million lira for this, they took got on a skiff.

 

Şimdi kayık karanlık sularda yavaş yavaş gidiyor du. Sarı saçlı kadın sigara içiyor ve dumanını seyrediyor du.

Now the skiff was going slowly in the dark waters. The blond woman was smoking a cigarette and watching its smoke. 

 

Genç adam hem sarı saçlı kadının bacaklarına bakıyor hem de sevgilisini düşünüyor du.

The young man was both looking at the blond woman´s legs and also thinking of his girlfriend.

 

Profesör de aids hakkında düşünüyor, bu hastalık için bir ilaç bulmak istiyor du.

The professor also was thinking about AIDS and was wanting to find a drug for this disease.

 

Kasap hem fıstık yiyor hem de dükkanındaki koyunları ve inekleri düşünüyor du.

The butcher was both eating pistachios and thinking about the cows and sheep in his shop.

 

Gece yıldızsızdı ve deniz biraz dalgalıydı. Sular bazen kayığın içine sıçrıyor du/geliyor du. Kayık artık Üsküdar’ı ve Kadıköy’ü geçip adalara doğru gidiyordu.

The night was starless and the sea was a little rough. Sometimes the waters were coming inside the skiff. Now passing Üsküdar and Kadıköy, the skiff was going straight to the Princes´ Islands.

 

Biraz sonra sarı saçlı güzel kadın rüzgardan üşüdü ve eteklerini tutarak kamaraya doğru yürüdü. Kamaraya girdi. Kamara çok kötü kokuyor du.

A little later the pretty blond woman felt cold from the wind and, holding her skirts, moved straight to the skiff´s cabin. The cabin smelled very bad.

 

Kadın hemen bir pencere açıp önüne oturdu. Çamlıca’ya ve Üsküdar’a bakıyor du. Her şey çok güzeldi. Dalgaların sesi bir melodi gibiydi.

The woman immediately sat down before an open window opening it. She was looking at Çamlıca and Üsküdar. Everything was very beautiful. The sound of the waves was like a melody.

 

Kadın birden kalktı; şimdi koku daha çoktu ve aşağıdan duman geliyor du. Kapıyı açtı; içeride çok duman vardı; yüzüne bir sıcaklık geldi: 

The woman stood suddenly. Now the smell was worse and smoke was coming from below. She opened the door. There was lots of smoke within. She came face to face with heat. (a heat came to her face)

 

Aşağıda kaptan ve yardımcısı motoru tamir etmek için çalışıyorlar dı. İkisi de çok pisti ve terliydi. Kadın çok şaşırdı; sonra “Yanıyoruz imdat imdat yanıyoruz” diye bağırmaya başladı ve dışarıya koştu.

Below the captain and his assistant were trying to repair the motor. The two also were very dirty and sweaty. The woman was very bewildered. Then she started by shouting "We are burning, help, help, we are burning!" and ran outside.

 

Kayıktaki herkes çok korktu. Kapı açık kaldı: Onun için şimdi her yer dumandı. Kasap hemen sandalyesini tuttu. Profesör de kayıktaki tek can simitini aldı.

Everyone in the boat was very afraid. The door remained open: Because of it, now smoke was everywhere. The butcher immediately gripped his seat. Also, the professor took the skiff´s only life preserver. 

 

Sarışın kadın genç adamın yanına gitti: “Kurtarın beni, lütfen kurtarın, yardım edin....... yüzme (swimming) de bilmem ben” dedi. Delikanlı korkarak “ben de bilmem” dedi. Ama biraz yüzme bilirdi. 

The blond woman went to the side of the young man: "Save me, please save, help ... I also do not know swimming," she said. Being afraid, the young man said, "I also do not know." But he knew swimming a little. 

 

Sarışın kadın bu sefer de kasaptan yardım istedi, ama O Allah’a dua ediyor du. Profesör hepsinden daha kötü bir durumdaydı; çok korkuyor du.

The blonde woman this time wanted help from the butcher, but he was praying to Allah. The professor was worse than all in this situation; he was very afraid.

 

Profesörün öğrencileri O’nu her zaman bir kahraman gibi düşünür dü, profesör her şeyi bilir ve çok güzel konuşur du, ama şimdi ağlıyor du.

The professor´s students always thought of him as a hero, the professor knew everything and talked very well, but now he cried.

 

Sarışın kadın bu defa kaptanın yardımcısından yardım istedi. Ona sarılarak “Lütfen beni kurtar” dedi.

The blond woman this time wanted help from the captain´s assistant. Hugging him, she said, "Please save me."

 

O zaman kaptanın sesi geldi; “Susun!, bağırmayın! Niçin korkuyorsunuz? Şimdi motoru tamir edeceğim. Lütfen panik yapmayın.”. kaptanın sesi çok etkiliydi; herkes oturdu. 

Then came the sound of the captain: "Be quiet! Don´t shout! Why are you afraid? Now I will repair the motor. Please do not panic." The sound of the captain was very effective; everyone sat down.

 

On dakika sonra her şey normale döndü. Kaptan ve yardımcısı aşağıdan yukarıya çıktılar; ikisi de çok yorgundu.

Ten minutes later everything returned to normal. The captain and his assistant came up from below; the two also were very tired.

 

Şimdi yine kayıkta dört kişiydiler. Yine düşünüyorlardı. Sarı saçlı kadın artık korkmuyordu; çok rahattı; sigara içmek istedi, ama elleri titriyor du.

Now again the four people were in the skiff. Again they were thinking. The woman with blond hair was not afraid anymore; she was very untroubled; she wanted to smoke a cigarette, but her hands were shaking.

 

Delikanlı yine piposunu içiyor, fakat sarı saçlı kadının bacaklarına bakmıyor du.

The young man again was smoking his pipe, but he was not looking at the legs of the blond woman.

 

Profesör karısını, çocuklarını ve öğrencilerini imdi daha çok seviyor du.

The professor now loved his wife, children and students very much.

 

Kasap da artık hayvanları kesmek istemiyor du; mesleğini bırakıp başka bir iş yapmak istiyor du.

Also, the butcher didn´t want to butcher animals anymore; he wanted to leave his profession and do a different job.

 

Adaya geldiler.

They came to the island.

 

Kayıktan ilk önce profesör indi. Sonra şarkı söyleyerek delikanlı. Kasap kayıktan neşeyle indi ve bir çocuk gibi koşarak gitti.

First of all, the professor got out of the boat. Then the young man singing a song. The butcher with joy got out of the boat and went running like a child.

 

Sarışın kadın için dalgalı denizde kayıktan inmek kolay değildi, zordu.

For the blond woman, it wasn´t easy, it was difficult to get out of the boat in the rough sea.

 

Kaptanın yardımcısı yardım etmek için sarı saçlı kadına elini uzattı; ama kadın onun pis elini tutmadan kendi kendine kayıktan indi ve düştü; sonra kalkıp bir manken gibi yürüyerek gitti.

The captain´s assistant extended his hand to the blond woman to help her, but the woman got out of the boat by herself without holding his dirty hand and fell; then getting up, she went walking like a mannequin.

 

Good attempt. By the way let me ask you, is your first language English?

7.       gokuyum
5050 posts
 01 Dec 2012 Sat 10:08 pm

 

Quoting gokuyum

Come no matter who you are, come.

Come but come with short texts. (A Turkish Dervish)

 

I think I invented a new style after facebook aphorisms. Turkish class aphorisms. Do you have this kind of aphorisms? Please share

8.       trip
297 posts
 01 Dec 2012 Sat 10:30 pm

My first, and pretty much only, language is English. I have studied some French and some Spanish. And now Turkish. Why do you ask? ... I feel I may be afraid to hear your answer.

Quote: Gokuyum

Good attempt. By the way let me ask you, is your first language English?

9.       gokuyum
5050 posts
 01 Dec 2012 Sat 10:37 pm

 

Quoting trip

My first, and pretty much only, language is English. I have studied some French and some Spanish. And now Turkish. Why do you ask? ... I feel I may be afraid to hear your answer.

 

 

I asked because you translated the text too literally. Do you understand what I mean?

nifrtity liked this message
10.       trip
297 posts
 02 Dec 2012 Sun 07:31 am

Hmm. Perhaps I understand. But I am not a professional or an academic translating a text. I am a beginner, so I am just trying to understand the sentence constructions and to build my vocabulary. And whether I convey it in my translation, I think I understood the theme of the story. It is a comment on human nature, is it not? All told in a simple tale of four people in a boat. (At least I didn´t say the frightened professor took the boat´s only piece of simit!)

But please tell me where I missed the nuance. I can only improve with help.

Quote: Gokuyum

I asked because you translated the text too literally. Do you understand what I mean?

(16 Messages in 2 pages - View all)
[1] 2
Add reply to this discussion




Turkish Dictionary
Turkish Chat
Open mini chat
New in Forums
TLC servers hacked, all user emails & pass...
admin: We removed the user password data from the servers until the issue is ...
E-T: It´s one of the things on my bu...
gokuyum: No. It doesnt make sense. You can say ... yapmak istediğim bi...
T-E
og2009: DÜNYA TOPLUMU VE FELSEFE ... okul ... felsefe ... ....
Holidays in Turkey
: ...
24 HOUR FLASH SALE for learning Turkish e-...
qdemir: ...
Grammar Textbook
qdemir: ...
E-T: I see you have done this before?
harp00n: Bunu ... daha önce de ... Bu konuda iyi olduğun ç...
T-E
og2009: ...
T-E
og2009: ...
coronavirus
og2009: ...
OUR FRIENDS
og2009: ...
Coronavirus
harp00n: ...
Random Pictures of Turkey
Add thumbnails like this to your site
Most liked