-den -2

Indeed, a full correct comparison is done by saying "-den daha". You had learnt in the lessons of comparison in adjectives that "daha" gives comparison meaning. And I also had said the meaning doesn´t alter even if you don´t use "daha" as long as there is no situation that ambiguity may happen. 


evlenmek (to get married)
almak (1to take, 2to buy, 3..4...5.6..7..)
televizyon (the television)
geçen (1the one that passes/passed/is passing, 2last)
yıl, sene (the year)
sağlam (1strong ,2sound, 3healthy, 4tough)
çıkmak (1to go out, 2to ascend, 3to flirt, 4to be understood, 5...6..7...)

evlen+dik+miz+de---------------->evlendiğimizde (when we got/get married)

al+dık+mız----------------------->aldığımız (that/what we take/took)

evlendiğimizde aldığımız televizyon (the television we bought when we got married)

geçen yıl aldığımız televizyon (the television we bought last year)

geçen yıl aldığımız televizyondan [daha] sağlam (tougher than the television we bought last year)



Evlendiğimizde aldığımız televizyon, geçen yıl aldığımız televizyondan daha sağlam çıktı. (Thus we see the television we bought when we got married is tougher than the television we bought last year.)


yarın (tomorrow)

bugün (today)

koşmak (to run)

hızlı (fast)


koş+dık+n----------------------->koştuğun (that you run/ran)

bugün koştuğundan [daha] hızlı (faster than you ran/run today)

koş+malı+sın-------------------->koşmalısın (you must/should run)


Yarın bugün koştuğundan hızlı koşmalısın. (You must/should run tomorrow faster than you ran today.)


sohbet, muhabbet (the chat)

ders (the lesson)

çalışmak (1to work, 2to study, 3to try to,4..5...6.)

önemli (important)


sohbet+miz---------------------->sohbetimiz (our chat)

/muhabbet+miz------------------->muhabbetimiz (our chat)

ders çalış+ma(noun)+n----------->ders çalışman (your studying lesson)

ders çalışmandan [daha] önemli (important than the fact that you study lesson)


Bizim muhabbetimiz senin ders çalışmandan önemli değil. (Our chat isn´t more imporant than your studying lesson.)


mühendis (the engineer)

olarak (as)

konu (the topic, the subject, the matter)

anlamak (to understand)

kötü (bad)

bir şey (something)

olmak (1to be, 2...3...)


bu konu+lar(plural)+ı(accusative)--->bu konuları (these topics (acc.))

anla+ma(negative)+ma(noun)+nız--->anlamamanız (your not understanding)

anlamamanızdan [daha] kötü (worse than you don´t understand)
ol+ama+z-------------------------->olamaz (it can´t be)


Mühendis olarak bu konuları anlamamanızdan daha kötü bir şey olamaz. (Nothing can be worse than you don´t understand these topics as engineers.)


resim (the picture)


resim+n--------------------->resimin--->resmin (your picture)

benim (my)

benim+ki-------------------->benimki (mine)

benim+ki+den--------------->benimkinden (from mine)

benimkinden [daha] güzel (more beautiful than mine)

Senin resmin benimkinden güzel. (Your picture is more beautiful than mine.)


almak (1to take, 2..3.4..5.5.6)

puan (the point (numerical scale of succeed))

yüksek (high)


al+dık+ları puan-------------->aldıkları puan (the point they take/took)

al+dık+m-------------------->aldığım (that/what I took/take)

aldığımdan [daha] yüksek (higher than (what) I take/took)


Onların aldığı puanlar benim aldığımdan daha yüksek. (The points they took are higher than the one I took.)


ödemek (to pay)

para (1the money, 2the cost)

tahmin etmek (to guess)

iki (two)

kat (1the floor (of a building), 2time (multiplying mathematically))

fazla (much)


öde+dik+m-------------------->ödediğim (that/what I pay/paid)

ödediğim para (the cost I paid/pay)

tahmin et+dik+m-------------->tahmin ettiğim (that/what I guess/guessed)

iki kat fazla (two times more)

tahmin ettiğimden iki kat fazla (two times more than I guess/guessed)

fazla idi---------------------->fazlaydı (it was much)


Ödediğim para, tahmin ettiğimden iki kat fazlaydı. (The cost I paid was two times more than I guessed.)


sanmak, düşünmek (to think, to suppose)

yakışıklı (handsome)


düşün+dik+m--------------->düşündüğüm (that/what I thought/think)

düşündüğümden [daha] yakışıklı (more handsome than I thought/think)

yakışıklı+imiş+sin------------>yakışıklıymışsın. (you are handsome (i hope you haven´t forgetten "-miş"))


Düşündüğümden yakışıklıymışsın. (Oh! You are handsome than I had thought.)