Welcome
Login:   Pass:     Register - Forgot Password - Resend Activation

Turkish Class Forums / Turkey

Turkey

Add reply to this discussion
Moderators: libralady, sonunda
TARİHİ CAMİİ - appreciate English translation if time permits, thanks
1.       Roswitha
4132 posts
 17 Apr 2008 Thu 03:52 pm

would appreciate the English translation, certainly not all at once. Many thanks.

Kazasker İvaz Efendi Camii İstanbul'da Eğrikapı'daki cami. 1585 tarihlidir ve giriş kapısı üzerindeki levhada Mimar Sinan camisi olduğu yazılıdır. Bahçesinde geniş çukur ve tüneller vardır. Anemas zindanları kalıntıları çevresindedir. Caminin klasik ana kapısı yoktur.

Ön cephede sağlı sollu iki kapı vardır. Cami taş-tuğla halinde inşa edilmiştir. Minaresi kıble duvarı köşesindedir. Zamanında külliye halinde olan camiden sadece cami ve çeşme kalmıştır. İvaz Efendi bahçedeki hazirede medfundur.
Eğrikapı’da Bizans surlarının iç tarafında, Anemas Zindanı üzerinde, Anemas Kulesi ile Angelos Kuleleri’nin arkasında yer almaktadır. Alaiyeli (Alanya) Kazasker İvaz Efendi (ö. 1586) tarafından yaptırılan ve yapım kitabesi bulunmayan caminin cephelerinde görülen üslup özellikleri ve gelişmiş altıgen şeması göz önüne alınarak İvaz Efendi’nin ölümünden az önce yapıldığı düşÃ¼nülebilir.

Cami, Mimar Sinan’ın tezkerelerinde kayıtlı olmamakla birlikte Mimar Sinan çağı sonlarında, onun ekolüne ait bir yapı olarak kabul edilebilir.

Çeşitli tarihi kaynaklarda İvaz Efendi Camii’nin mektep, medrese, çeşme vb ile birlikte bir külliye olarak inşa edilmiş olduğu belirtilse de, bugün cami dışında başka bir yapı mevcut değildir.

Cami ile birlikte yapıldığı belirtilen kitabesiz meydan çeşmesi, avlu duvarı dışında, caminin önündeki küçük meydanda yer almaktadır.
İvaz Efendi Camii’nin önemli bir özelliği 16. yüzyılın ikinci yarısına ait İznik çinileri ile süslü mihrabıdır. Bu çinilerde beyaz zemin üzerine mercan kırmızısı, yaprak yeşili, mavi, lacivert gibi renklerle, narçiçeği hançer ve yaprakları, rozetler, ince dallar, küçük yapraklar vb, 16. yüzyılın ikinci yarısının bütün özelliklerini taşıyan natüralist formlardaki birbirinden güzel hatayi desenler kullanılmıştır.

İvaz Efendi Camii, gerek gösterdiği yapısal özellikler, gerekse çinilerinin güzelliğinden dolayı döneminin özgün örneklerinden biri sayılmaktadır.

Cami dar bir alanda olduğu için genel bir fotografını çekmek mümkün olmadı ,izin alıp çevredeki binaların çatısına çıkınca çekilebilir


Edirnekapı'dan Balat'a adım adım
Eğer hafta sonu İstanbul'da kalıyor ya da tatile çıkamıyorsanız size tarihi yarımadada keyişi ve ekonomik bir yürüyüş öneriyorum. Yürüyüş güzergahımız Edirnekapı Meydam'ndan başlıyor, aşağı yukarı kara surlarını izleyerek Ayvansaray'a iniyor, oradan da Haliç sahilini izleyerek Cibali'de sona eriyor. Başlangıç noktamız olan Edirnekapı, Yeditepeli eski İstanbul'un en yüksek noktasında (76 m) yer alıyor. İstanbul'un en kolay ulaşılabilen noktalarından biri olan Edirnekapı'ya otobüs ya da minibüsle gidilebilir.



Hoşgörünün başkenti: İstanbul

Edirnekapı Meydam'nda bir Mimar Sinan yapıtı olan Mihrimah Camii bulunuyor. Kanuni Sultan Süleyman'ın kızı Mihrimah Sultan adına inşa edilen cami Mimar Sinan'ın tüm ustalıklarını uyguladığı bir başyapıt sayılıyor. Camiye farklı bir görüntü veren büyük kubbesi daha önceki İstanbul depremlerinde de hasar görüp onarım geçirmişti. 1999 depreminde yine kubbesi ağır hasar görünce ciddi bir onarımdan geçti. Mihrimah Camii'nin karşısında Hagios Georgios Rum Ortodoks Kilisesi bulunuyor.



İşte cami ve kilise yan yana, İstanbul yüzyıllar boyunca hoşgörünün başkenti olmuştur. Yalnızca Edirnekapı'da değil, bir çok semtte üç farklı dinin tapmaklarını yan yana görebilirsiniz. Ãœstelik bunun yıllar önce gerçekleştiğini ve günümüzde bile din farkı nedeniyle insanların birbirini boğazladığını hatırlatmakta fayda görüyorum. Eski bir Bizans kilisesinin yerine 1836 yılında inşa edilmiş Hagios Georgios Kilisesi'nin içini görmek çok kolay değil ve kapıları sürekli kapalı tutuluyor. İstanbul'daki birçok Rum kilisesi gibi cemaati kalmadığı için burada da ancak yılda biriki kez ayin yapılıyormuş. Göreceğimiz tüm Rum kiliselerinin bekçisi ya da görevlisi var. Ancak büyük çoğunluğunun sürekli görev yapan bir papazı yok. Yolun karşısına geçtiğimizde Karagümrük Stadyumu karşımıza çıkıyor. Burası aslında 5.yy'da inşa edilmiş Aetios açık hava sarnıcıdır. Osmanlı döneminde kullanım dışı kalan sarnıcın duvarlarını hala görmek olanaklıdır. Stadyumun yanından yokuş aşağı indiğimizde karşımıza Panagia Kiria Ton Uranon (Göklerin Efendisi Meryem Ana) Rum Ortodoks Kilisesi çıkıyor. Bizans döneminde de varlığı bilinen kilise 19.yy'da yeniden inşa edilmiş ve geçtiğimiz yıllarda da onarılmış. Yüksek duvarlarla çevrili kilise gayet bakımlı görünüyor.



Kariye'de mola

Kiliseden yukarıya doğru ilerleyince Kariye Müzesi'ne ulaşıyoruz. Kariye'nin çevresi Turing Başkanı Çelik Gülersoy tarafmdan onarılarak eski İstanbul canlandırılmaya çalışılmış, birkaç cafe ve bir otel yapılmış. Burada dinlenebilir ve güzel vakit geçirilebilirsiniz.

Kariye Müzesi 5.yy'da inşa edildiği bilinen bir Bizans Manastırı'dır. Burasını diğer Bizans kiliselerinden ayıran en önemli özelliği benzersiz mozaik ve freskolarıdır. Yapının iç ve dış narteksini süsleyen mozaikler 13. ve 14.yy'a tarihlenir. Mozaiklerdeki renkler ve canlılık resim sanatında büyük bir aşama olarak görülür; hatta Rönesans'ın başlangıcı olarak kabul eden sanat tarihçileri de vardır. Yapının içini rehber bir kitapla gezerseniz fresk ve mozaiklerde anlatılan olayları daha iyi anlamanız olanaklıdır.

Kariye'den surlara doğru ilerlediğimizde Tekfur Sarayını görürüz. Dört duvarı kalmış bu yapı, Bizans dönemi Blaherna Sarayı yapılarından ayakta kalmış tek örnektir. 2005 yılında restorasyonuna başlanan yapının fetihten sonra çeşitli amaçlarla kullanıldığı bilinir. Örneğin 18.yy'da içinde İznik çinisi üretilen bir çini imalathanesi kurulmuş.

Tekfur Sarayının karşısındaki sokağın içinde, varlığı Bizans dönemine kadar uzanan bir başka Rum Kilisesi bulunuyor. Günümüze ulaşan kiliseyse 1837 yılında inşa edilmiş. Panagia Hançeriotsa (Hançerli Meryem) Rum Ortodoks Kilisesi'nin avlusunda bulunan ayazmanın adına da Bizans kaynaklarında rastlanıyor. Ayazmaya merdivenlerle iniliyor. Tekrar caddeye çıkıp, surlar boyunca ilerlediğimizde karşımıza Kasturiya Sinagogu çıkar. Ancak sinagog yıkılmıştır ve arazisi otopark olarak kullanılmaktadır. Musevilerin İstanbul'da inşa ettiği ilk sinagoglardan biri olan sinagogdan günümüze bahçe duvarları ve anıtsal kapısı ulaşmış. Yine Balat'taki bir başka sinagog da tamirhane olarak kullanılıyor.

Aynı yokuştan aşağı doğru devam ettiğimizde Eğrikapı semtine ulaşırız. Eğrikapı surlarının dışında Mimar Sinan yapıtı olan Kırkçeşme Maksemi (suyun dağıtıldığı yer) bulunuyor. Bu semtte sahabe mezarlarını da görebilirsiniz.



Şifalı kilise

Eğrikapı'da ünü Bizans'a kadar dayanan Panagia Suda Rum Ortodoks Kilisesi de bulunuyor. 19.yy'a kadar bu kilisede akıl hastalarının şifa bulacağına inanılır, hastalar kilisenin bodrumuna bağlanırmış. Yüksek duvarlarla çevrilmiş bir avlunun içindeki kilisenin günümüze ulaşan yapısı 1816 yılında inşa edilmiş. Yeri gelmişken hatırlatmakta fayda görüyorum. İstanbul'daki Rum kiliselerinin büyük bölümünü ancak Fener Rum Patrikhanesi'nden alınacak izinle görmek olanaklıdır. Kiliselerin cemaatinin kalmaması, hırsızlık olaylarının artması gibi nedenlerden dolayı böyle bir yola başvurulmuş. Eğrikapı'dan Ayvansaray'a kadar olan bölge bence, İstanbul'un 20.yy başındaki dokusunu en iyi koruyabilmiş yeri. Burada karşınıza adım başı bir tarihi yapı çıkıyor. Buna rağmen yalnızca Fatih ilçesinde 169 caminin yok olduğunu hatırlatmakta yarar görüyorum.

Eğrikapı'dan Haliç'e doğru ilerlediğinizde Anemas Zindanı'na ulaşıyorsunuz. Anemas'm aslında Arap kökenli bir Bizans komutanı olduğunu ve burada tutsak edilmesi nedeniyle zindanın onun adıyla anıldığı biliniyor. Birçok tarihi filmde mekan olarak kullanılan Anemas Zindanı'nm bir bekçisi yok, bu nedenle yalnız başına gezmek biraz riskli. Ancak çevredeki çocuklara bahşiş vererek gezebilirsiniz. Anemas Zindanı'nm bulunduğu terasın üzerine inşa edilmiş İvaz Efendi Camii yine görülmeye değer bir Osmanlı yapısı. İvaz Efendi Camii'nin hemen altında Mimar Sinan Ãœniversitesi tarafından yapılmış bir atölye bulunuyor. Ancak bu atölye de çevredeki tarihi yapılar gibi harabeye dönmüş. Niçin bu duruma getirildiğini anlamak gerçekten zor.



Haliç'te fırtına!

Ayvansaray tam olarak, Haliç surları ve kara surların birleştiği yerdedir. Burada da sahabe türbeleri vardır. Dörtbeş yıl önce yapılan yıkımlarla surların dışı temizlenerek açıldı. İvaz Efendi Camii'nden Ayvansaray'a inen yokuşun başında Panagia Blaherna Ayazması yer alıyor. İstanbul'un en çok ziyaret edilen ayazmalarmdandır. Bakımlı bir bahçenin içindeki ayazmanın üzerine 19.yy'da kubbeli bir şapel inşa edilmiş. Bizans döneminde burada aynı adı taşıyan ünlü bir kilise bulunuyormuş. Söz konusu kilise 1434 yılında yanınca tekrar inşa edilmemiş. Kilisede Meryem Ana'nın giysileri korunuyormuş. Söylenceye göre ayazmanın mucizevi özellikleri varmış. Örneğin Avarlar İstanbul'u kuşattığında Bizans halkı bu ayazmada toplanıp dua etmiş. Haliç'teki Avar Donanması sabaha karşı çıkan bir fırtına sonucu yok olmuş. Haliç'te gemileri batıracak kadar büyük bir fırtına çıkar mı bilinmez ama ayazmanın içindeki ikonalarda bu olay resmediliyor. Ayazmanın günümüzde de suyu bulunuyor, işlevini sürdürüyor. Yeri gelmişken, ayazmanın Ortodokslarca kutsal kabul edilen su kaynağı olduğunu belirtmek istiyorum. Buna göre, su kaynağı bir aziz ya da azizenin adı verilerek kutsanıyor. İstanbul'daki ayazmalar Hristiyanlarm yanı sıra Müslümanlarca da ziyaret ediliyor. Blaherna dışında Balıklı Zoodohos Pigi ve Sirkeci Aya Terapon Ayazmaları da İstanbul'un Bizans döneminden beri varlığını sürdüren ünlü ayazmalarından.

Ayazmadan çıkıp sola döndüğünüzde yine bir eski Bizans Kilisesi olan Atik Mustafa Paşa Camii karşınıza çıkıyor. Caminin içinde sahabe Cabir'in de makam mezarı bulunuyor. Caminin duvarında Osmanlı döneminden kalma bir güneş saati de bulunuyor. Caminin üstündeki Lonca Mahallesi'nde çingeneler yaşıyor. Camiden tekrar ayazmanın bulunduğu caddeye çıkıp Balat'a doğru ilerlediğimizde birbirine çok yakın iki Rum kilisesi daha karşımıza çıkıyor. Bunlardan ilki Hagios Dimitrios Kanabu Rum Ortodoks Kilisesi. Doğusu Haliç Surlarına yaslanan bir avlunun içindeki kilise 15971601 yılları arasında İstanbul Rum Ortodoks Patrikhanesini ağırlamış. Günümüze ulaşan kilise binası 1835 yılında inşa edilmiş, kilisenin yanında kırmızı tuğladan inşa edilmiş ancak günümüzde kullanılmayan bir Rum okulu bulunuyor. Biraz daha ileride Panagia Baliniou Rum Ortodoks Kilisesi de bulunuyor. Ancak bu kilisenin diğerine göre daha bakımsız bir görüntüsü var. Günümüze ulaşan kilisenin, eski bir kilisenin yerine 1843 yılında inşa edildiği bilinir.

Gezimizin ikinci turu ise Balat'tan Cibali'ye... Önümüzdeki sayıda görüşmek üzere.

Add reply to this discussion




Turkish Dictionary
Turkish Chat
Open mini chat
New in Forums
T-E
Sagredo: Rose Garden Make an effort to get into the rose garden. Because those...
TLC servers hacked, all user emails & pass...
admin: User sign in and ... are ... with security in mind. These are function...
E-T: It´s one of the things on my bu...
gokuyum: No. It doesnt make sense. You can say ... yapmak istediğim bi...
T-E
og2009: DÜNYA TOPLUMU VE FELSEFE ... okul ... felsefe ... ....
24 HOUR FLASH SALE for learning Turkish e-...
qdemir: ...
Grammar Textbook
qdemir: ...
E-T: I see you have done this before?
harp00n: Bunu ... daha önce de ... Bu konuda iyi olduğun ç...
T-E
og2009: ...
T-E
og2009: ...
coronavirus
og2009: ...
OUR FRIENDS
og2009: ...
Random Pictures of Turkey
Most liked