|
kmek tuzla birlikte yalnýzca yavan bir tat verir. Birkaç lokmadan fazlasýný mideniz kaldýrmaz. Açlýðýnýzý belki bastýrýr ama bir güzelliðin vermesi gereken zevki asla alamazsýnýz. Nitekim hiç kimse çok sevdiði insanlarla, karýsýyla, sevgilisiyle oturup da masaya hadi ekmeði tuza banalým da biraz keyfimiz yerine gelsin demez. Bu özgün bir manyaklýk gösterisi gibi olur, bunu söylediðimiz herkes duruma gerçekten güler. Ancak bunun bir milletin sevgisini ifade ederken ortaya koyduðu temel metafor olmasýný neyle izah edeceðiz? Tatsýz tuzsuz bir basitliði, acziyeti, sevgisinin ana keyif göstergesi ve çokluðunu ölçecek bir çapa noktasý olarak alan bir toplumsal zeka en nihayetinde dediðini de kastediyordur, gerçekte hiç sevmediði gibi, nefret ede ede, acziyetinden seven ve bu sevgide de özenilecek hiçbir þey olmadýðýný bilen bir insan güruhu. Takýmlarý taraftar ekmeði tuza banýp yer gibi seviyor, öyle lezzetsiz, öyle bayat ve öyle sefilcene seviyor ki, hiçbir takýmýn taraftarý bir güzellik üretmeye muktedir olamýyor. O kadar keyifsiz, o kadar gerçekten kopuk bir aþk ki bu kendi yarattýðý hikayelere inanýyor, o hikayelerle baþý dönüyor, aslýnda yapmaktan zevk almadýðý her þeyi yapýyor ve bunun karþýlýðýnda olan olaylar karþýsýnda cinnet geçirmiþ gibi bir manzara ile þaþýrýp kalýyor.
Seviyorum seni. Ekmegi tuza banip banip yergibi. Geceleyin atesler icinde uyanarak.
Agzimi dayayip musluga su icer gibi. Ne zaman seni dusunsem.
Thank you in advance x x
|