Login:   Pass:     Register - Forgot Password - Resend Activation

Print view

the patterns of -dik -1

  dik m -diğim
  dik n -diğin
  dik i -diği
  dik miz -diğimiz
  dik niz -diğiniz
  dik leri -dikleri



Don´t think it is simple past of first plural. It was "di" and "k". But this is completely different. It may usually be correct to think this "-dik" as "the fact that".


Time, tense isn´t important. The event is important.


Let´s start showing this pattern as adjective.


anlatmak (to tell)

hikâye, öykü (the story)

güzel (nice, beautiful)

de/da (also, too)

düşündürücü (engrossing)


anlat+dık+ı hikâye--------->anlattığı hikâye (the story he tells/told)


Anlattığı hikâyeler çok güzel ve çok da düşündürücü. (The stories he tells are so nice and also very engrossing.)


oturmak (1to sit, 2to sit down, 3to dwell, to live, 4...5...6....)

yer (1the place, 2the floor, the ground, 3the earth, 4...5...6)

temiz (clean)


otur+dık+mız yer------------>oturduğumuz yer (the place where we sit/are sitting/sat/)

temiz değil (not clean)


Oturduğumuz yer temiz değil. (The place where we are sitting isn´t clean.)


giymek (to wear)

elbise (the cloth)

nere (where, which place)

almak (1to take, 2to buy, 3...4..)


giy+dik+n elbise--------------->giydiğin elbise (the cloth you wear/are wearing/wore)


nere+den(ablative)------------>nereden (from where?)

al+dı+n----------------------->aldın (you took)


Giydiğin elbiseyi nereden aldın? (Where did you cloth you are wearing buy from?)


yaşamak (1to live, 2to dwell, 3to experience, 4...5..)

kasaba (the town)

küçük (small)


yaşa+dık+ları kasaba--------->yaşadıkları kasaba (the town they live/are living/lived)

küçük+di-------------------->küçüktü (it was small)


Yaşadıkları kasaba çok küçüktü. (The town they lived was so small.)


söylemek (to tell, to say)

hiçbir şey (nothing)

inanmak (to believe)


söyle+dik+m hiçbir şey ----> söylediğim hiçbir şey (nothing I said)

şey+e(dative)------------->şeye (to thing)

inan+ma+dı+lar------------>inanmadılar (they didn´t believe)


Söylediğim hiçbir şeye inanmadılar. (They believed in nothing I said.)


almak (1to take, 2to buy, 3....)

motor (1the engine, 2the motorbike)



al+dık+ı motor-------------->aldığı motor (the motorbike he bought)


Aldığı motor bir Yamaha. (The motorbike he bought is a Yamaha)


taşınmak (to move (reflexive))

ev (the house, the home)

görmek (to see)

otobüs (the bus)

durak (the stop place)

yakın (near, close)


taşın+dık+ları ev----------->taşındıkları ev (the house they moved into)


gör+di+n mi--------------->gördün mü? (did you see?)

otobüs durak+ı(poss.)----->otobüs durağı (the bus stop)

otobüs durak+ı+a--------->otobüs durağına (to the bus stop)


A: Taşındıkları evi gördün mü? (Have you seen the house they had moved into?)

B: Evet. Otobüs durağına yakın. (Yes. It´s near to the bus stop)


hangi (which)

üniversite (the university)

okumak (1to read, 2to study (at a school))

bölüm (1the part, 2the episode, 3the level, 4the branch, 5...)

ne (what)


hangi üniversite+de--------------->hangi üniversitede (at which university)

Ankara üniversite+i(pos.)+de---------->Ankara Üniversitesi´nde (at Ankara University)

oku+yor+sin---------------------->okuyorsun (you are studying)

oku+dık+n bölüm------------------>okuduğun bölüm (the branch you are studying)


A: Hangi üniversitede okuyorsun? (Which university are you studying?)

B: Ankara Üniversitesi´nde. (In Ankara University)

A: Okuduğun bölüm ne? (What is the department you are studying?)

B: Rus Dili ve Edebiyatı. (Russian Language and Literature)


The pattern of "-dik" can also used as only noun.


demek (to say)

doğru (true, correct)




Dediğin doğru. (What you say/said is true.)


yalan (the lie)

yalan söylemek (to tell a lie)

belli (clear, absolute)




Yalan söyledikleri çok belli. (It´s very clear that they are telling a lie.)


duymak (to hear)

doğru (true, correct)

maalesef, ne yazık ki (unfortunately)




A: Duyduğum doğru mu? (Is it true what I heard?)

B: Evet, ne yazık ki. (Yes, unfortunately)


önce (1before, 2ago)

söylemek (to say)

doğru (true, correct)


önce+ki------------------->önceki (the previous one)


doğru+idi------------------>doğruydu (it was correct)


Önceki söylediğin doğruydu ama bu değil. (The previous one that you said was correct but this isn´t.)


araştırmak (to research, to search)

gereksiz (unnecessary)


araştır+dık+lar+n--------->araştırdıkların (what(plural) you research/researched)


Araştırdıkların çok gereksiz. (What(plural) you research are too unnecessary)


içmek (to drink)

zararlı (harmful)




İçtikleriniz zararlı değil. (What(plural) you drink isn´t harmful.)

Khayrul Haq, Diksi, Amanigiadwi, mira 25, mehmet108 and 3 others liked this lesson

View all intermediate level lessons in this class - The GRAMMAR Garden OF MEHMET111

View all lessons in this class - The GRAMMAR Garden OF MEHMET111

View All Turkish Classes

Comments (2)

Turkish Dictionary
Turkish Chat
Open mini chat
New in Forums
Intermediate (B1) to upper-intermediate (B...
qdemir: ...
Why yer gördüm but yeri geziyorum
HaydiDeer: Thank you very much, makes perfect sense!
Etmeyi vs etmek
HaydiDeer: Thank you very much!
Görülmez vs görünmiyor
HaydiDeer: Thank you very much, very well explained!
Içeri and içeriye
HaydiDeer: Thank you very much for the detailed ...
Present continous tense
HaydiDeer: Got it, thank you!
Hic vs herhangi, degil vs yok
HaydiDeer: Thank you very much!
Rize Artvin Airport Transfer - Rize Tours
rizetours: Dear Guest; In order to make your Black Sea trip more enjoyable, our c...
What does \"kabul ettiğini\" mean?
HaydiDeer: Thank you very much for the detailed ...
Random Pictures of Turkey
Most commented