Welcome
Login:   Pass:     Register - Forgot Password - Resend Activation

Forum Messages Posted by cyrano

(886 Messages in 89 pages - View all)
<<  ... 39 40 41 42 43 44 45 46 47 [48] 49 50 51 52 53 54 55 56 57 ...  >>


Thread: english 2 turkish PLEASE!!!!

471.       cyrano
0 posts
 31 Jan 2006 Tue 11:35 am

"Merhaba, nasılsın? Seni özlüyorum. Biliyorum, belki de seni unuttuğumu düşÃ¼nüyorsun, fakat unutmadım. Seni nasıl unutabilirim? O yüzü nasıl?... Seni çok özlüyorum. Seninle telefonda konuşmayı çok özlüyorum. Sesini çok özlüyorum. Neler yaptığını merak ediyorum. Yoğun muydun işinde? İşin nasıl, neler yapıyor ailen? Dilerim, herkes iyi yapıyordur. Son birkaç gündür MSN'yi açıyor ve senin de girip girmediğini görmek için bekliyordum. Bana kızgın olup olmadığını bilmek istiyorum. Gerçi, kızgın olduğunu sanmıyorum; böyle umuyorum. Keşke Türkçe konuşabilsem. Lütfen cevap yaz ve bana neler yaptığını anlat. Seni, çok ama çok, özlüyorum."

Quoting shylo:



Hello, how are you? I miss you. I know you probalbly think I forgot about you but no I didn't. How can I forget about you. How can I forget that face. I miss you so much. I miss talking to you on the phone. I miss your voice so much. I wonder what have you been up to. Have you been busy at work? How is work and how are your family doing? I hope everyone is doing well. I have open MSN for the past couple of days and was waiting to see if you would sign on. I want to know if you are mad at me. I don't think you are. I hope not. I wish I can speak turkey. Please write me back and tell me how you are doing. I miss you so so so so much.



Thread: A funny and interesting reading test!

472.       cyrano
0 posts
 13 Jan 2006 Fri 06:50 pm


I cdnuolt blveiee taht I cluod aulaclty uesdnatnrd waht I was rdgnieg.

------------------------------------------------------------

THE PAOMNNEHAL PWEOR OF THE HMUAN MNID

Aoccdrnig to a rscheearch at Cmabrigde Uinervttisy, it deosn't mttaer in waht oredr the ltteers in a wrod are, the olny iprmoatnt tihng is taht the frist and Isat ltteer be in the rghit pclae. The rset can be a taotl mses and you can sitll raed it wouthit porbelm. Tihs is bcuseae the huamn mnid deos
not raed ervey lteter by istlef, but the wrod as a wlohe.

Amzanighuh?


http://viral.lycos.co.uk/attachments/3561/Reading_Test.jpg



Thread: Üç Dil

473.       cyrano
0 posts
 13 Jan 2006 Fri 05:05 pm

It is really nice to read the English version of the poem. Thank you very much, Erdinç, for your precious job, and Slavica, for your precious contrubition.

Here is the original "Saga of Istanbul"


İSTANBUL DESTANI-I

İstanbul deyince aklıma martı denir
Yarısı gümüş, yarısı köpük
Yarısı balık yarısı kuş
İstanbul deyince aklıma bir masal gelir
Bir varmış, bir yokmuş
İstanbul deyince aklıma Gülcemal gelir
Anadolu`da toprak damlı bir evde
Gülcemal üstüne türküler söylenir
Süt akar cümle musluklarından
Direklerinde güller tomurcuklanır
Anadolu`da toprak damlı bir evde çocukluğum
Gülcemalle gider İstanbul’a
Gülcemalle gelir
İstanbul deyince aklıma
Bir sepet kınalı yapıncak gelir
Şehzadebaşı`nda akşam üstü
Sepetin üstünde üç tane mum
Bir kız yanaşır insafsızca dişi
Boyuna bosuna kurban olduğum
Kalın dudaklarında yapıncağın balı
Tepeden tırnağa arzu dolu
Sam yeli söğüt dalı harmandalı
Bir şarap mahzeninde doğmuş olmalı
Şehzadebaşı`nda akşam üstü
Yine zevrak-ı derunum
Kırılıp kenara düştü
İstanbul deyince aklıma Kapalıçarşı gelir
Dokuzuncu Senfoniyle kolkola
Cezayir marşı gelir
Dört başı mamur bir gelin odası
Haraç mezat satılmakta
Bir gelinle güvey eksik yatakta
Köşede sedef kakmalı tombul bir ut
Tamburi Cemil Bey çalıyor eski plakta
Sonra ellerinde şamdanlar nargileler
Paslı Acem kılıçları
Amerikan kovboyları
Eller yukarı
Ne kadar da beyaz elbiseleri
Amerikan deniz erleri
Kocaman bir papatyadan yolunmuşlar gibi
Sütten duru buluttan beyaz
Beyazın böylesine ölüm yakışır mı dersin
Yakışmaz
Ama harbederken onlara
Bambaşka elbiseler giydirirler
Kan rengi, barut rengi, duman rengi
Kin tutar kir tutmaz
İstanbul deyince aklıma
Kocaman bir dalyan gelir
Kimi paslı bir örümcek ağı gibi
Gerinir Beykoz’da
Kimi Fenerbahçe’de yan gelir
Dalyanda kırk tane Orkinos


İSTANBUL DESTANI-II

Kırk değirmen taşı gibi dönmektedir
Orkinos dediğin balıkların şahı Orkinos mavzerle gözünden vurulur
Denizin içinde ağaçlar devrilir
Kan çanağına döner dalyanın yüzü
Camgöbeği yeşili bulanır
Bir çırpıda kırk Orkinos
Reisin sevinçten dili dolanır
Bir martı gelir konar direğe
Atılan Kolyosu havada yutar
Bir başkasını beklemez gider
Balıkçı gülümser tatlı tatlı
Adı Marikadır bu martının der
Her zaman böyle gelir böyle gider
İstanbul deyince aklıma Adalar
gelir Dünyanın en kötü Fransızcası orda harcanır
Çalımından geçilmez altmışlık madamların
Ağzı dili olsa da tenhadaki çamların
Görüp göreceği rahmeti anlatsa insanların
İstanbul deyince aklıma kuleler gelir
Ne zaman birinin resmini yapsam öteki kıskanır
Ama şu Kızkulesinin aklı olsa
Galata kulesine varır
Bir sürü çocukları olur
İstanbul deyince aklıma
Tophane`de küçücük bir sokak gelir
Her Allahın günü kahvelerine
Anadolu’dan bir sürü fakir fukara gelir
Kimi dilenecek dilenmesine utanır
Kiminin elinde bir süpürge peyda olur uzun
Dudaklarında kirli paslı bir tebessüm
Çöpçü olmuştur bugüne bugün
Kiminin sırtında perişan bir küfe
Kiminin sırtında nakışlı semer
Şehrin cümbüşÃ¼ne katılır gider
Kalın yağlı bir kolana koşulur
Piyano taşırlar omuz omuza
Kendinden ağır yükün altında adamlar
Balmumu gibi erir dururlar
Sonra kanter içinde soluk alırlar
Nazik eşya nazik hamallar ister neylersin
Ama onlar kadar piyanoyu ciddiye alırlar mı dersin
Nazdan nazik çiniden bilezik eller
Derken
Karşı radyoda gayetle mülayim bir ses
Evlere şenlik Üstad Sinir Zulmettin
Hacıyağına bulanmış sesiyle esner:
Gamı şadiyi felek
Böyle gelir böyle gider
İstanbul deyince aklıma
Stadyum gelir
Güne güneşe karşı yirmibeşbin kişi
Hepsinin dudağında İstiklal Marşı
Bulutlar atılır top top pare pare
Yirmibeşbin kişilik bir aydınlık içinde eririm
Canım ağzıma gelir sevinçten hilafsız
İsteseler bir gelincik gibi koparır veririm
İstanbul deyince aklıma
Stadyum gelir
Kanımın karıştığını duyarım ılık
ılık Memleketimin insanlarına
Daha fazla sokulmak isterim yanlarına
Ben de bağırırım birlikte
Avazım çıktığı kadar
Göğsümü gere gere
Ver Lefter`e yaz deftere
Stadyum gelir
İstanbul deyince aklıma
Binlerce insanın aynı anda
Aynı şeyi duymasından doğan sevincin
Heybetini düşÃ¼nürüm
Birbirine eklenir kafamda
Binler yüzbinler milyonlar
Sonra bir mısra havalanır ürkek
Bir uykuyu cananla beraber uyuyanlar
İstanbul deyince aklıma
Yahya Kemal gelirdi bir eyyam
Şimdi Orhan Veli gelir
Demindenberi dilimin ucundasın Orhan Veli
Demindenberi senin tadın senin tuzun
Senin şiirin senin yüzün
Yaralı bir güvercin misali Başımın üstünde dolanır durur
Gelir sessizce konar bu şiirin bir yerine
Neresine mi arayan bulur
Erbabı bilir
Deli eder insanı bu şehir deli
Kadehlerin çınlasın Orhan Veli
İstanbul deyince aklıma Sait Faik gelir
Burgaz adasında kıyıda
Mavi gözlü bir çocuk büyür döne döne
Mavi gözlü bir ihtiyar balıkçı gencelir küçülür
İkisi bir boya geldi mi Sait kesilirler
Bütün İstanbul’u dolaşırlar elele başbaşa
Ana avrat küfrederler uçan kuşa eşe dosta
Sivriadada da martı yumurtası toplarlar çilli çilli
Ziba mahallesinde gece yarısı
Sabaha Galata’dan geçer yolları
Maytaba alacakları tutar kahvede
Zararsız bir deliyi
Ula Hasan derler gazeteyi ters tutaysun
Çaktırmadan gazetesini tutuştururlar fakirin
Sonra oturup sessizce ağlarlar
İstanbul deyince aklıma
Sait Faik gelir
Taşında toprağında suyunda
Fakirin fukaranın yanıbaşında
Bir kalem bir bilek bilendikçe bilenir
Kıldan ince kılıçtan keskin
Hep iyiden güzelden yana
Hep kimsesizlerin
İstanbul deyince aklıma
Said`in son yılları gelir
Hey Allahım en güzel çağında Said`e
Dört beş yıl ömrün kaldı denir
Sait Sait olur da nasıl dayanır
Mavi gözlü çocuk boşverir ölüm haberine
İhtiyar balıkçı pis pis düşÃ¼nür
Bir zehir yeşilidir açılır
Bir yeşil ki ciğerine işler adamın
Bir yeşil ki kasıp kavurur
Küçük mavi çocuk
İhtiyar balıkçı
Ve dilimize bulaşan zehir yeşili
İstanbul çalkalandıkça bu denizlerde dipdiri
Dilimiz yaşadıkça yaşasın Said`in şiiri
İstanbul deyince aklıma
Sabiyem gelir
Sabiyem boynundan büyük bir demetle
Sarıyer`den gelir Pendik`ten gelir
Bahar nereden gelirse velhasıl
Sabiyem oradan gelir
Ne delidir ne divane
Aslını ararsan çingenedir
Tepeden tırnağa güneştir
Topraktır
Anadır
Analar içinde bir tanedir
Biri sırtında biri memesinde biri karnında
Karnı her daim burnundadır
Canını mendil gibi takar dişine
Yürekten birşeyler katar işine
Bir ucundan girer şehrin ötekinden çıkar
Alçakgönüllüdür Sabiyem
Hem maşa satar, hem göbek atar
Ver bir çeyrek güzelim der
Neyse halin o çıksın falin
Canı çıkar Sabiyemin falı çıkmaz
Sonra anlatır dün gece başına gelenleri
Görürüm üryamda bir sarı yılan
Cenabet uğraşır durur benimlen
Uyanır bakarım benim bebeler
Yatağın ucuna kaymış
Ayağımın parmaklarını emer
İstanbul deyince aklıma
Bir basma fabrikası gelir
Duvarları uzun masaları uzun sobaları uzun
Dal gibi dalyan gibi kızlar çalışır bütün gün ayakta
Kanter içinde mahzun
Yüzleri uzun elleri uzun günleri uzun
Fabrikada pencereler tavana yakın
Al topuklu beyaz kızlar dalga geçmeyin
Dışarda ağaçlar dizi dizi
Duvarlar duvarlar uzun duvarlar
Niçin ağaçlardan ayırdınız bizi
Dışarda tarlalar turuncu asfalt mosmor
Dışarda dışarda dışarda
Mevsim gürül gürül akıp gidiyor
Ondokuz yaşında Eyüplü Gülsüm
Dalmış beyaz köpüklü akışına ipeklilerin
Kötü kötü düşÃ¼nüyor
İpeğin akışına doyum olmaz
Ama gel gör ki ipekli emprimeden oğlana don olmaz
Bir top Amerikan bezi sakız gibi beyaz
Bir top Amerikandan neler çıkmaz
Perdeler yatak çarşafları çoluğa çocuğa çamaşır
Sakız gibi ağarmış bir top Amerikan bezi
Gülsüm`ün gözleri kamaşır
Üçüncü oğlanı doğururken Gülsüm
Bir top Amerikana hasret sizlere ömür
Gülsüm`lerin sürüsüne bereket
Yerine bir Gülsüm`cük bulunur elbet
Gider Gülsüm gelir Gülsüm
Azrail ettiğin bulsun
İstanbul deyince aklıma
Ağzına kadar soğan yüklü bir taka gelir
Sülyen kırmızısı üstüne zehir gibi yeşil
Samsun`dan Sürmene`den Sinop`tan
Yaz demez kış demez mutlaka gelir
Kirli yelkeninde yeni bir yama
Demirinin pası gelir dilime
Nabzımda duyarım motorunun hızını
Canımın içine sokasım gelir
İri kalçaları pullu denizkızını
İstanbul deyince aklıma
Takalar gelir
Alçakgönüllü kalender
Ya Peleng-i Deryadır adları ya Şimşir-i Zafer
İstanbul deyince aklıma
Koca Sinan gelir
On parmağı on ulu çınar gibi
Her yandan yükselir
Sonra gecekondular gelir ardısıra
İsli paslı yetim
Eyy benim dev memesinde cüceler emziren acayip memleketim

Bedri Rahmi Eyüboğlu

elenagabriela liked this message


Thread: Help, a meaningful text..

474.       cyrano
0 posts
 12 Jan 2006 Thu 12:24 pm

Quoting Joey:

England is only a part of the United Kingdom.This is a common mistake.



Yani!...



Thread: Help, a meaningful text..

475.       cyrano
0 posts
 12 Jan 2006 Thu 12:19 pm

Yani can has the following meanings.

1. Naturally/Of course/As expected(known):

- "Man is something that is to be surpassed".
- "Yani"

- "There are a great deal of mammals in nature."
- "Yani"

2. That is/That is to say:

I am on holiday next week.Yani, from Tuesday.

3. Namely:

Only one person can do the job, yani you.
There is only one person who can overrule the death sentence, yani the President.

4. In other words/To put it differently:

Yani is frequently used in this sense.

He says he took the book without permission. Yani, he stole it.
She explained the whole document to me; yani she went through it word by word with me.



Thread: RUSSIAN POETRY

476.       cyrano
0 posts
 11 Jan 2006 Wed 08:37 pm

And this is my contribution:

Кинжал

Люблю тебя, булатный мой кинжал,
Товарищ светлый и холодный.
Задумчивый грузин на месть тебя ковал,
На грозный бой точил черкес свободный.

Лилейная рука тебя мне поднесла
В знак памяти, в минуту расставанья,
И в первый раз не кровь вдоль по тебе текла,
Но светлая слеза - жемчужина страданья.

И чёрные глаза, остановясь на мне,
Исполнены таинственной печали,
Как сталь твоя при трепетном огне,
То вдруг тускнели, то сверкали.

Ты дан мне в спутники, любви залог немой,
И страннику в тебе пример не бесполезный;
Да, я не изменюсь и буду твёрд душой,
Как ты, как ты, мой друг железный.

1838

THE DAGGER

I like you well, o trusty dagger mine,
My comrade wrought of cool Damascus steel!
Forged were you by the Georgian with revenge in mind,
By the Circassian free - for war were you made keen.

A lily-white hand it was gave you to me -
You were affection's keepsake, its last gift...
Not blood, but pearl-like tears born of the agony
Of bitter parting down your blade ran swift.

Her dark eyes rested, full of secret pain,
Of sadness and of mystery, upon
My face, and like yourself when lit by flickering flame,
Now clouded and turned dull, now glowed and shone.

O dagger, love's mute pledge, you will my true
Friend stay, and an example set to me, a wanderer:
For faithful, yes, and firm of soul like you
I'll be - like you that tempered was by fire.

M. LERMONTOV

(Translated by Irina Zheleznova)


HANÇER

Seviyorum seni çelik hançerim,
Parlak ve soğuk arkadaşım.
Bir Gürcü, öç gününde dövdü seni örste,
Özgür Çerkez, kanlı bir savaşa biledi.

Zambak bir el taşıdı seni bana
Ayrılık anında, anmalık olarak;
Ve ilk kez kan değildi üstünden akan
Acının inciden gözyaşlarıydı, parlak.

O kara gözler, dikilen üstüme,
Gizemli bir tasayla doluydular;
Çeliğin gibi senin, titrek bir alevde,
Ansızın bulanıyor, parlıyordular.

Aşkın dilsiz güvencesi ve yol arkadaşımsın sen,
Seni hep örnek olarak göreceğim;
Değişmeyeceğim ben de, ve ruhum hep
Senin gibi sert kalacak, demirden dostum benim.

(Çeviren: Ataol Behramoğlu)



Thread: RUSSIAN POETRY

477.       cyrano
0 posts
 11 Jan 2006 Wed 08:24 pm

Here are the Turkish versions.

DUA

Tanrım, suçlama beni yalvarırım
Yalvarırım ilençleme.
Bu mezar karanlığını dünyanın
Ve tutkularını seviyorum diye.
Senin dokunaklı sözlerin
Çok seyrek işliyor ruhuma;
Ve aklım, o başıboş gezgin
Dolaşmakta diye senden uzakta.
Bağrımda esin alevleri, lav gibi kaynıyor diye
Ve yabanıl tutkular gözlerimi
Karartıyor diye böylesine.
Bana dar geliyor diye dünya
Ve sana sokulamadığım için korkumdan,
Ve sık sık, günahkar şarkılarımla
Yakardığım sen olmadığından…

Ama söndür şu mucizevi alevi
Bu ateşi, her şeyi tutuşturan.
Taşa döndür yüreğimi
Ve dondur bakışlarımı, tutkudan yanan.
Bu korkunç şarkı söyleme susuzluğunun
Tanrım, kurtar beni pençesinden,
O zaman, dar yoluna kurtuluşun
Girip, döneceğim sana yeniden.

(1829)


HEM SIKINTI HEM HÜZÜN

Hem sıkıntı hem hüzün ve yok el uzatacak kimse
İçinin daraldığı bu dakikalar…
İstekler!... boşuna ve sonsuzca istemenin yararı ne?...
Ve yıllar geçmede, en güzel yıllar

Sevmek!... fakat kimi? Değmez emeğine bir an için,
Ve yok olanağı sonsuz bir aşkın.
Kendi ruhunda da kalmamış izi geçmişin:
Yitirmiş anlamını sevinçlerin, acıların…

Tutkular mı? Gönlün o tatlı ağrısı da
Mantığın sözü önünde silinip gidecektir;
Ve yaşam, çevrene soğuk bir dikkatle baktığında
Boş ve aptalca bir şakadan başka nedir…

(1840 )


YALNIZIM GECENIN ISSIZLIĞINDA

Yalnızım gecenin ıssızlığında,
Taşlı bir yol ışıldar durur siste;
Çevre suskun, kulak vermiş Tanrı’ya,
Yıldızlar konuşur birbirleriyle.

Gökyüzünde görkemli bir şÃ¶len var!
Toprak, mavi bir ışıkta dinlenir.
Kimi bekliyorum, aradığım ne?
Yüreğimi böyle daraltan nedir?

Beklediğim hiçbir şey yok yaşamdan
Geçmişten de pişmanlık duymuyorum;
Özgürlük ve huzurdur aradığım!
Unutmak ve uyumak istiyorum!

Ama benim uyumak istediğim
O soğuk uykusu değil ölümün…
Yaşam da uykuya dalsın içimde,
Usul usul inip kalkarken göğsüm;

Gündüz gece, tatlı ezgileriyle
Bir ses türküsünü söylesin aşkın…
Yeşil dallarıyla ulu bir meşe
Eğilsin üstüme ve hışırdasın…

(1841)

M.LERMONTOV

(Çeviren: Ataol Behramoğlu)



Thread: birkaç and birçok + plural or singular?

478.       cyrano
0 posts
 11 Jan 2006 Wed 07:21 pm

Mella,

You can also use kimi for both singular and plural nouns.

kimi durumlar = some cases/situations
Kimi insanlar sevecendir. = Some people are kind.

"kimi insan otların kimi insan balıkların çeşidini bilir
ben ayrılıkların
kimi insan ezbere sayar yıldızların adını
ben hasretlerin"

"some people know all about plants some about fish
I know separation
some people know the names of the stars by heart
I recite absences"



Thread: Informal Poems

479.       cyrano
0 posts
 11 Jan 2006 Wed 07:13 pm

Sorry, Slavica, I couldn't find the translation of Noltalgia.
Now I would like to post, however, a poem from one of my favourites poets, Fernando Pessoa.


ALL LOVE LETTERS ARE RIDICULOUS

All love letters are
Ridiculous.
They wouldn't be love letters if they weren't
Ridiculous.

In my time I also wrote love letters
Equally, inevitably
Ridiculous.

But in fact
Only those who've never written
Love letters
Are
Ridiculous.

If I could go back
To when I wrote love letters
Without thinking how
Ridiculous.

The truth is that today
My memories
Of those love letters
Are that is
Ridiculous.

(All more-than-three-syllabe words,
Along with uncountable feelings,
Are naturally
Ridiculous.)

21 October 1935


BÜTÜN AŞK MEKTUPLARI


Bütün aşk mektupları
Gülünçtür.
Aşk mektubu olmazdı onlar eğer olmasalardı
Gülünç.

Ben de zamanında yazdım aşk mektupları,
Başkaları gibi,
Gülünç.

Aşk mektupları, eğer aşk varsa,
İster istemez
Gülünç.

Ama, her şey bir yana,
Asla aşk mektubu
Yazmamış olanlardır sadece
Gülünç.

Ah, yazdığım zamanlara geri dönsem
Farkında olmadan
Gülünç
Aşk mektupları...

Aslında bugün
Benim anılarımdır
Bu aşk mektuplarına dair
Gülünç
Olan.

(Vurgulanan bütün kelimeler,
Vurgulanan duygular gibi
Doğal olarak
Gülünç.)



Thread: Translation again sorry!!!!

480.       cyrano
0 posts
 30 Dec 2005 Fri 02:25 am

"nobody,not even the rain, has such small hands"

This is a line from E.E.Cummings' poem called "Hands of Rain" (or something like that.

Quoting Abbie:

Hic kimsenin yagmurum bile boyle kucuk elleri yoktur.



(886 Messages in 89 pages - View all)
<<  ... 39 40 41 42 43 44 45 46 47 [48] 49 50 51 52 53 54 55 56 57 ...  >>



Turkish Dictionary
Turkish Chat
Open mini chat
New in Forums
Test Your Turkish Level
qdemir: Test your Turkish level ... ... C1) with free online tests — no ...
Crossword Vocabulary Puzzles for Turkish L...
qdemir: You can view and solve several of the puzzles online at ...
Giriyor vs Geliyor.
lrnlang: Thank you for the ...
Local Ladies Ready to Play in Your City
nifrtity: my accout was stolen or what I ... write that
Geçmekte vs. geçiyor?
Hoppi: ... and ... has almost the same meaning. They are both mean "i...
Intermediate (B1) to upper-intermediate (B...
qdemir: View at ...
Random Pictures of Turkey
Most commented