Welcome
Login:   Pass:     Register - Forgot Password - Resend Activation

Forum Messages Posted by iki

(104 Messages in 11 pages - View all)
1 2 3 4 5 6 7 8 ...  >>


Thread: pls one sentance eng to tr

1.       iki
104 posts
 23 Nov 2008 Sun 11:56 pm

Pls how will be the frase-Like it was yesterday?or Like it is today?

In turkish please



Thread: pls one sentance eng to tr

2.       iki
104 posts
 23 Nov 2008 Sun 11:50 pm

In that  time I was eight years old.



Thread: help please!

3.       iki
104 posts
 07 Nov 2008 Fri 05:37 pm

dilin tadý what means?



Thread: help please!

4.       iki
104 posts
 02 Nov 2008 Sun 06:49 pm

ok,tnx and just two more word pls: cigitin ?

                                                        tavýr alýþ?

 



Thread: help please!

5.       iki
104 posts
 02 Nov 2008 Sun 05:38 pm

Sosyal denetim güçleri what does it mean?



Thread: New Groups - Beginner 2

6.       iki
104 posts
 12 Oct 2008 Sun 04:50 pm

i wont to join beginer 2.



Thread: Saint?

7.       iki
104 posts
 12 Oct 2008 Sun 04:49 pm

How can I say in turkish St.Peter?St .Peters church?



Thread: help!

8.       iki
104 posts
 18 Sep 2008 Thu 05:59 pm

does somebody knows where can I find a translation of the song Akincilar from Yahya Kemal Beyatli?



Thread: New Groups - Beginner 1

9.       iki
104 posts
 18 Sep 2008 Thu 05:09 pm

Ben de ilgilenim



Thread: HELP PLS!VERY IMPORTANT

10.       iki
104 posts
 15 Sep 2008 Mon 06:55 pm

Pls if somebody know what about is the song Akıncılar from Yahya Kemal Beyatlı please  help. its very important to me.Pls any kind of expination will help!!!I just know that is somethin writen about *OSMANLı dönemi*but i need better *açıklama*.Pls help on turkish or on english whatever.

 

 

 

 



Thread: Word Game

11.       iki
104 posts
 15 Sep 2008 Mon 06:12 pm

 

Quoting MarioninTurkey

rüya - dream

 

yan-side

 



Thread: Word Game

12.       iki
104 posts
 15 Sep 2008 Mon 04:48 pm

 

Quoting Trudy

ruj - lipstick

 

 

jaguar (zool.jaguar)



Thread: another word game

13.       iki
104 posts
 15 Sep 2008 Mon 04:42 pm

kavşak (crossroad)



Thread: please Turkish to English

14.       iki
104 posts
 02 Sep 2008 Tue 11:27 pm

Bu mimarin eserin içinde bir bayram sabahı toplanan halkın Türklerin Anadolu^ya ilk gelişlerinden beri sürdüğünü belirtir.

Toplananların bin yıldır kendilerinden geçerek aynı *tekbir* i almaları ses unsurudur.



Thread: TURKISH TO ENGLISH PLEASE!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

15.       iki
104 posts
 01 Sep 2008 Mon 10:55 pm

Bu mimarin eserin içinde bir bayram sabahı toplanan halkın Türklerin Anadolu^ya ilk gelişlerinden beri sürdüğünü belirtir.

Toplananların bin yıldır kendilerinden geçerek aynı *tekbir* i almaları ses unsurudur.



Thread: One word pls help!!!!

16.       iki
104 posts
 15 Jun 2008 Sun 01:42 am

Sağlıklı düşÃ¼nememe what means?



Thread: PLS ONE SENTANCE!T-E

17.       iki
104 posts
 14 Jun 2008 Sat 03:04 pm

Yesevi`den etkilenen Yunus da "Illme ettim talep,illa edep,illa edep".diyerek edebin önemini göstermiş.



Thread: SHORT SENTANCE!PLS T-E

18.       iki
104 posts
 10 Jun 2008 Tue 09:40 pm

olduğun gibi görün ve göründüğün gibi ol.



Thread: Please HELP with this!!!T-E

19.       iki
104 posts
 10 Jun 2008 Tue 05:52 pm

Yalnız planlarının değıl,başarılarının da tadını çıkarmaya çalış.Işinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen,hayattaki dayanağın odur.
Ara sira isyana yönelcek olsan da hatırla ki, evreni yargılamak imkansızdır.Onu için kavgalarını sürdürürken bile kendi kendinle barış icinde ol.Başka türlü davranmak açıkca gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış, sana bir kötülük yapıldığında vereboleceğın en iyi karşılık unutmak olsun.
Işinle na kadar küçük olursa olsun ilgilen , hayattaki dayanağın odur.



Thread: pls help!T-E

20.       iki
104 posts
 10 Jun 2008 Tue 04:01 pm

Yalnız planlarının değıl,başarılarının da tadını çıkarmaya çalış.Işinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen,hayattaki dayanağın odur.
Ara sira isyana yönelcek olsan da hatırla ki, evreni yargılamak imkansızdır.Onu için kavgalarını sürdürürken bile kendi kendinle barış icinde ol.Başka türlü davranmak açıkca gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış, sana bir kötülük yapıldığında vereboleceğın en iyi karşılık unutmak olsun.
Işinle na kadar küçük olursa olsun ilgilen , hayattaki dayanağın odur.



Thread: pls help!T-E

21.       iki
104 posts
 10 Jun 2008 Tue 04:54 am

Yalnız planlarının değıl,başarılarının da tadını çıkarmaya çalış.Işinle ne kadar küçük olursa olsun ilgilen,hayattaki dayanağın odur.
Ara sira isyana yönelcek olsan da hatırla ki, evreni yargılamak imkansızdır.Onu için kavgalarını sürdürürken bile kendi kendinle barış icinde ol.Başka türlü davranmak açıkca gerekmedikçe herkesle dost olmaya çalış, sana bir kötülük yapıldığında vereboleceğın en iyi karşılık unutmak olsun.
Işinle na kadar küçük olursa olsun ilgilen , hayattaki dayanağın odur.



Thread: ile???

22.       iki
104 posts
 24 May 2008 Sat 11:47 pm

Turkcede *ile* bağlaç veya edattir?



Thread: edatlar?help!!!

23.       iki
104 posts
 19 May 2008 Mon 12:26 am

Turkcede edatları kaç tasnifler var?



Thread: turkish to English please!!!

24.       iki
104 posts
 06 May 2008 Tue 08:08 pm

Yoğun duruma gelmek, yoğuşmak, tekâsüf etmek, konsantre olmak:
"Atlar benekli bir yıldız alacasında, şehit cesetlerinden yoğunlaşmış bir kokuyu, kalın bir sis gibi dağıta dağıta ilerliyorlardı.



Thread: turkish to English please!!!

25.       iki
104 posts
 06 May 2008 Tue 06:18 pm

TNX



Thread: turkish to English please!!!

26.       iki
104 posts
 06 May 2008 Tue 05:40 pm

Sağlıklı düşÃ¼nmenin sonuçları neler olamaktadır?
Stresle oluşan saldırganlık,kişinin kendisine ve çevresine ne gibi zararlar verebilir?
Stresin üstesinden gelebilmek için neler yapılmalıdır?Niçin?
Stresin yararlı durumlarıvar mıdir?Orneklerle açıklayın.



Thread: TURKISH TO ENGLISH PLEASE!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

27.       iki
104 posts
 05 May 2008 Mon 11:37 pm

TNX,do you know kalbimgenc what means?



Thread: TURKISH TO ENGLISH PLEASE!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!

28.       iki
104 posts
 05 May 2008 Mon 11:25 pm

telim var orada ararsin ya da sms atarsin simdi cikiyorumm



Thread: Just one sentance Tr. to eng. pls

29.       iki
104 posts
 07 Apr 2008 Mon 10:07 pm

tnx,tnx
I found the meaning of the words but this time the sanse was problem.
Again tnx



Thread: Just one sentance Tr. to eng. pls

30.       iki
104 posts
 07 Apr 2008 Mon 09:58 pm

And this is the last.Sorry if im too boringbut this was the more difficult.Pls to English.
Hoca Ahmet Yesevi ve Yunus Emre'nin insanlara layık görmedikleri davranış biçimleri nelerdi?



Thread: Just one sentance Tr. to eng. pls

31.       iki
104 posts
 07 Apr 2008 Mon 09:51 pm

Finaly I found it in dictionary.Islam is Islamiyet.



Thread: Just one sentance Tr. to eng. pls

32.       iki
104 posts
 07 Apr 2008 Mon 09:47 pm

Quoting MarioninTurkey:

Quoting iki:

Quoting iki:

Sözlü edebiyatımızın en önemli ürünü,geleneksel hale gelmiş olan kopuz çalıp "ır" söyleme biçimidir



Its en important product of our literature,it a form of telling that came in a form of traditional by playing "ir".
Im not reallly sure about this sentance.Is ır a kind of instrument?



en önemli means "the most important"

so the first part is: the most important product of our literature

biçim = style
söylemek = to speak

so söyleme biçimi = style of speaking

geleneksel, as you rightly say is traditional
geleneksel hale gelmek = to become traditional

BUT I am stuck on "kopuz çalmak". It literally means playing the lute, but as that doesn't make sense here it must be some sort of idiom

Ignoring this problem (!) the last part is:
is the style of saying -ir- while "kopuz çalmak" that has become traditional

Can someone help????


Tnx,I was close to the sanse,I saw that we were thinking abot the same meaning,I understand all that you write and its the same as mine but my English its not perfect and I write to u what understand as I understood.

The next sentance of the text is:
Bu gelenek Islamiyet'i kabul etmiş olan Turk topluluklarına da yaygın bir şekilde devam etmektedır.
I understand the "sense" but again there is one word that is problem.What is Islamiyet?Maybe Islam?



Thread: Just one sentance Tr. to eng. pls

33.       iki
104 posts
 07 Apr 2008 Mon 09:15 pm

Quoting iki:

Sözlü edebiyatımızın en önemli ürünü,geleneksel hale gelmiş olan kopuz çalıp "ır" söyleme biçimidir



Its en important product of our literature,it a form of telling that came in a form of traditional by playing "ir".
Im not reallly sure about this sentance.Is ır a kind of instrument?



Thread: Just one sentance Tr. to eng. pls

34.       iki
104 posts
 07 Apr 2008 Mon 08:43 pm

Sözlü edebiyatımızın en önemli ürünü,geleneksel hale gelmiş olan kopuz çalıp "ır" söyleme biçimidir



Thread: T-eng.Cok onemli!!!

35.       iki
104 posts
 05 Apr 2008 Sat 07:05 pm

I will try that next time,and for last time could you translate to me the paragraphes that still are not translated.Pls once again



Thread: T-eng.Cok onemli!!!

36.       iki
104 posts
 05 Apr 2008 Sat 07:03 pm

ok,next time i will try to do like that,but the problem is that in one sentance I may understand the half of the phrases and a half I cant so I cant write the sentance half Turkish Half English



Thread: özdeyişler TR.to Eng.Pleassse

37.       iki
104 posts
 05 Apr 2008 Sat 06:41 pm

Tnx,do u recive my private message?



Thread: T-eng.Cok onemli!!!

38.       iki
104 posts
 05 Apr 2008 Sat 06:40 pm

yok,bütün metindir.



Thread: özdeyişler TR.to Eng.Pleassse

39.       iki
104 posts
 05 Apr 2008 Sat 06:33 pm

Marifeti olamayanın kerameti de olmaz.
Benlikten geçmeyince tevazu sahibi olamazsın,tevazu sahibi olmayınca hak yoluna giremezsin.Hak yolunda olmayınca nefsini pak edemezsin.
Geçici hevesleri,benlik davasını ve egoizmi bırak.Bunlar Hak yolunun tuzaklarıdır.



Thread: Short translation Turkish to English

40.       iki
104 posts
 04 Apr 2008 Fri 03:17 pm

Quoting Daydreamer:

beklediğimizden is construed of:

bekle(mek) + dik + imiz + den


no,this is right bekle(mek) + dik + (i)miz + den

Fk+SFe+(K)1Cie+ACCade



Thread: T-eng.Cok onemli!!!

41.       iki
104 posts
 01 Apr 2008 Tue 03:29 pm

Hoca Ahmet Yesevi, bu şelilde yaşayan Türk topluluklarına Islami şiir yoluyla herkesin anlayabileceği basitlikte anlatmasını bilmiş gerçek bir alim ve gerçek bir Allah dostu idi.Nasihatçi ve doğru yolu gösterici tarafı,onun toplumu eğitime isteğinin bir ifadesiydi



Thread: TR to Eng. pls!!!

42.       iki
104 posts
 31 Mar 2008 Mon 08:01 pm

O,topluma yaşayışıyla örnek olmak isteyen ve kendine peygamberimizin yaşayışını örnek alan,kendini asla toplumun üzerinde görmeyen,mütevazi ve kültürlü bir zattı.11.Yüzyılın sonlarına doğru doğduğu anlaşılan Yesevi^nin babasının Seyh Ibrahim adlı, tanınmış bir sufi olduğu ve soyunun da Hz.Ali^ye dayandığı anlatılmaktadır.Ancak, bir yıl sonra Arslan Baba ölünce Yesevi ,ilim ve irfanını artırmak üzere Buhara^ya gider.



Thread: turkish to English please!!!

43.       iki
104 posts
 31 Mar 2008 Mon 07:59 pm

Wp help line welcome.



Thread: PLEASE TR. TO ENG

44.       iki
104 posts
 31 Mar 2008 Mon 06:44 pm

Sözlü edebiyatımızın en önemli ürünü,geleneksel hale gelmiş olan kopuz çalıp "ır" söyleme biçimidir.Hoca Ahmet Yesesvi, bu şelilde yaşayan Türk topluluklarına Islami şiir yoluyla herkesin anlayabileceği basitlikte anlatmasını bilmiş gerçek bir alim ve gerçek bir Allah dostu idi.Nasihatçi ve doğru yolu gösterici tarafı,onun toplumu eğitime isteğinin bir ifadesiydi.



Thread: turkish to English please!!!

45.       iki
104 posts
 31 Mar 2008 Mon 06:34 pm

Wordperfect yardım hattı buyurun.



Thread: Please Turkish to english.

46.       iki
104 posts
 29 Mar 2008 Sat 01:51 pm

Hayatta kimseye yük olmamak,kendi emeğiyle geçinmek,harama el uzatmammak ve adaletli olmak onun en önemli ilkeleridir.Yseyi^ye göre,kadının eğitimi erkeğin eğitimi kadar önemlidir.Yesevi^den etkilenen Yunus da "Ilme ettim talep, illa edep,illa edep".diyerek edebin önemini göstermiştir.Nitekim Mevlana da bu konuda onlarla aynı fikirdedir:
"Adamoğlunun eğer edepten nasibi yoksa adem değildir.
Ademoğluyla hayvav arasındaki fark edeptir,
Gözünü aç da bak cümle Kelamullah^a
Kur`an`ın bütün ayetlerinin manası edepten ibarettir".



Thread: turkish to English please

47.       iki
104 posts
 29 Mar 2008 Sat 01:38 pm

Ahmet Yesevi^nin gayretleriyle hem yerleşik bir hayat süren Ozbekler,Tacikler ve Karakalpaklar hem de göçebe bir hayat süren Kazak,Kırgız ve Türkmeneler arasında Islamiyet kök salmıştır.Islam^ın bayraktarlığını yapan Türk toplulukları,ruh ve gönül dünyalarını bu ulu zatın ve onun yolunda gidenlerin şiirleriyle beslemişlerdir.Yunus Emre^nin ve Mahdumkulu^nun şiirlerinde Ahmet Yesevi^yi hisetmemek mümkün değildir.Yesevi de Yunus da özüne bağlı kişiler oldukları için, gurur,kibir ve riya gibi olumsuzlukları insanlara yakıştırmazlar.Tasavvuf ehlinin miskin miskin oturmasının doğru olmadığını söyleyen Yesevi,bütün hayatı boyunca geçimini kaşık yontarak sağlamıştır.



Thread: turkish to English please!!!

48.       iki
104 posts
 29 Mar 2008 Sat 01:24 pm

O,topluma yaşayışıyla örnek olmak isteyen ve kendine peygamberimizin yaşayışını örnek alan,kendini asla toplumun üzerinde görmeyen,mütevazi ve kültürlü bir zattı.11.Yüzyılın sonlarına doğru doğduğu anlaşılan Yesevi^nin babasının Seyh Ibrahim adlı, tanınmış bir sufi olduğu ve soyunun da Hz.Ali^ye dayandığı anlatılmaktadır.Ancak, bir yıl sonra Arslan Baba ölünce Yesevi ,ilim ve irfanını artırmak üzere Buhara^ya gider.



Thread: TR to Eng. pls!!!

49.       iki
104 posts
 29 Mar 2008 Sat 01:16 pm

Sözlü edebiyatımızın en önemli ürünü,geleneksel hale gelmiş olan kopuz çalıp "ır" söyleme biçimidir.Hoca Ahmet Yesesvi, bu şelilde yaşayan Türk topluluklarına Islami şiir yoluyla herkesin anlayabileceği basitlikte anlatmasını bilmiş gerçek bir alim ve gerçek bir Allah dostu idi.Nsihatçi ve doğru yolu gösterici tarafı,onun toplumu eğitime isteğinin bir ifadesiydi.



Thread: Very important!Tr.to English please...

50.       iki
104 posts
 24 Mar 2008 Mon 05:30 pm

Bir vatandaş, sabah uyandığında Yakın Doğdu^da icat edilen ve Orta Avrupa^da geliştirilen bir yatakta gözlerini açar.Vatandaşımız,Amerikan yerlilerinin icadı olan makosenlerini giyerek Avrupa-Amerika karışımı olan banyoya girer.



Thread: TR. TO ENGLISH PLS!!!

51.       iki
104 posts
 04 Mar 2008 Tue 03:02 pm

Turkish to english:Avrupa^nın gelişimindeki ilk ışığı yakıyordu.Yazılanlardan öğrendiğimize göre sanatçının 10.000 şarkının söz ve müziğini ezbere biliyor olması,halk arasında geceleri gelen bir "cin" tarafından şarkıların öğretildiği söylentisinin çıkmasına sebep olmuş.



Thread: turkish to English please!!!

52.       iki
104 posts
 03 Mar 2008 Mon 07:12 pm

Sayısız araştırmanın ve tercümelerin oluşturduğu bu hazineden faydalanmak isteyenlerin sayısı, şehir nüfusların yükselmesine seber olurdu.Aslında Endülüs^un başkenti Kordoba^yıikinci bir Bağdat yapma fikrinin uzun zamandır kafasında olması,yola çıkmasını çabuklaştırdı.



Thread: TR to Eng. pls!!!

53.       iki
104 posts
 03 Mar 2008 Mon 05:53 pm

Ilim merkezi haline getirmişlerdi.



Thread: pls Very Important for me!!!Tr to Eng

54.       iki
104 posts
 25 Feb 2008 Mon 10:39 pm

thank u



Thread: pls Very Important for me!!!Tr to Eng

55.       iki
104 posts
 25 Feb 2008 Mon 07:22 pm

Son yayımlanan Büyükelçiler Kararnamesi ile görev süresi sona eren ve Ankaraya dönecek olan Romanya^nın başarılı büyükelçisi
Ahmet Rifat Okcun^un kendisine eşlik edeceği Cumhur başkanı Abdullah Gül^un Romen devlet yetkililerin yanı sıra, ayrıca bu ülkede büyük çaplınyatırımlar yapan Türk iş adamları ile de görüşmeler yapacağı da belirtiliyor.Romanya^da soydaş sayımızın nisbeten az olması(80-100 bin kadar)diğer Balkan Devletleri arasında ilgi odağı olma açısından bu ülkeyi diğerlerinin arkalarına itiyor.Aslında belki de Romanya hak ettiği bulamıyor demek daha uygun olacak.Tukiye^de pek az kimse Romanya^da on binin üzerinde Türk şirketi bulunduğunu 2 milyar doları aşkın yatırımımız olduğunu,2007 yılında ticaret hacmimizin 7 milyar doları aştığını biliyor,Romanya^nın Türkiye acısından önemini ve özeliğinin daha iyi anlaşılması için FREKANS GAZETESI olarak bu ülke ile ilgili dağıtım ve yayımlarımızı daha da aktif hale getireceğiz.



Thread: TR to Eng. pls!!!pls!!!

56.       iki
104 posts
 25 Feb 2008 Mon 06:02 pm

Quoting iki:

Son yayımlanan Büyükelçiler Kararnamesi ile görev süresi sona eren ve Ankaraya dönecek olan Romanya^nın başarılı büyükelçisi
Ahmet Rifat Okcun^un kendisine eşlik edeceği Cumhur başkanı Abdullah Gül^un Romen devlet yetkililerin yanı sıra, ayrıca bu ülkede büyük çaplınyatırımlar yapan Türk iş adamları ile de görüşmeler yapacağı da belirtiliyor.Romanya^da soydaş sayımızın nisbeten az olması(80-100 bin kadar)diğer Balkan Devletleri arasında ilgi odağı olma açısından bu ülkeyi diğerlerinin arkalarına itiyor.Aslında belki de Romanya hak ettiği bulamıyor demek daha uygun olacak.Tukiye^de pek az kimse Romanya^da on binin üzerinde Türk şirketi bulunduğunu 2 milyar doları aşkın yatırımımız olduğunu,2007 yılında ticaret hacmimizin 7 milyar doları aştığını biliyor,Romanya^nın Türkiye acısından önemini ve özeliğinin daha iyi anlaşılması için FREKANS GAZETESI olarak bu ülke ile ilgili dağıtım ve yayımlarımızı daha da aktif hale getireceğiz.



Thread: TR to Eng. pls!!!pls!!!

57.       iki
104 posts
 25 Feb 2008 Mon 05:23 pm

Son yayımlanan Büyükelçiler Kararnamesi ile görev süresi sona eren ve Ankaraya dönecek olan Romanya^nın başarılı büyükelçisi
Ahmet Rifat Okcun^un kendisine eşlik edeceği Cumhur başkanı Abdullah Gül^un Romen devlet yetkililerin yanı sıra, ayrıca bu ülkede büyük çaplınyatırımlar yapan Türk iş adamları ile de görüşmeler yapacağı da belirtiliyor.Romanya^da soydaş sayımızın nisbeten az olması(80-100 bin kadar)diğer Balkan Devletleri arasında ilgi odağı olma açısından bu ülkeyi diğerlerinin arkalarına itiyor.Aslında belki de Romanya hak ettiği bulamıyor demek daha uygun olacak.Tukiye^de pek az kimse Romanya^da on binin üzerinde Türk şirketi bulunduğunu 2 milyar doları aşkın yatırımımız olduğunu,2007 yılında ticaret hacmimizin 7 milyar doları aştığını biliyor,Romanya^nın Türkiye acısından önemini ve özeliğinin daha iyi anlaşılması için FREKANS GAZETESI olarak bu ülke ile ilgili dağıtım ve yayımlarımızı daha da aktif hale getireceğiz...



Thread: PLEASE TR.to ENG.

58.       iki
104 posts
 25 Feb 2008 Mon 04:08 pm

Son yayımlanan Büyükelçiler Kararnamesi ile görev süresi sona eren ve Ankaraya dönecek olan Romanya^nın başarılı büyükelçisi
Ahmet Rifat Okcun^un kendisine eşlik edeceği Cumhur başkanı Abdullah Gül^un Romen devlet yetkililerin yanı sıra, ayrıca bu ülkede büyük çaplınyatırımlar yapan Türk iş adamları ile de görüşmeler yapacağı da belirtiliyor.Romanya^da soydaş sayımızın nisbeten az olması(80-100 bin kadar)diğer Balkan Devletleri arasında ilgi odağı olma açısından bu ülkeyi diğerlerinin arkalarına itiyor.Aslında belki de Romanya hak ettiği bulamıyor demek daha uygun olacak.Tukiye^de pek az kimse Romanya^da on binin üzerinde Türk şirketi bulunduğunu 2 milyar doları aşkın yatırımımız olduğunu,2007 yılında ticaret hacmimizin 7 milyar doları aştığını biliyor,Romanya^nın Türkiye acısından önemini ve özeliğinin daha iyi anlaşılması için FREKANS GAZETESI olarak bu ülke ile ilgili dağıtım ve yayımlarımızı daha da aktif hale getireceğiz.



Thread: turkish to ENGLISH

59.       iki
104 posts
 19 Feb 2008 Tue 11:50 pm

Moskova ayağında şef



Thread: turkish to English please!!!

60.       iki
104 posts
 25 Dec 2007 Tue 04:56 pm

Temiz kar torbasından bir kaşık kar alınıp ısınan tencerenin içine atılır.YavaşÃ§a eriyip birkaç damla suya dönüşmesi seyredilir.Sonra bir kaşık daha, bir kaşık daha.Kar hiçbir zaman tencereye yığılmaz.Saatler, şehirde hiç alışmadığınız bir tempoda akar gider.Daracık mekan içinde ocağın sesiyle tempoya giren sohbetler başlar.Saat beşte başlayan konuşacak kadar bol zaman vardır.



Thread: TR to Eng. pls!!!

61.       iki
104 posts
 25 Dec 2007 Tue 04:55 pm

tnx a lot



Thread: TR to Eng. pls!!!

62.       iki
104 posts
 25 Dec 2007 Tue 01:51 pm

Türkiye^nin Ege ve Akdeniz sahilleri çok tanınıyor, milyonlarca insan da buraları ziyarete geliyor.Yazın kırk derece sıcaklıkta havuz kenarında pişirken,birkaç ay içinde uzakta görülen dağlara metrelerce kar yağacağını, havanın eksi yirmi derecelere düşeceğini düşÃ¼nmek zor olur.
Hangisi daha güzel?Yazın deniz kenarlarının sıcağı mı, yoksa kışın Anadolu platosunun ve dağlarının dondurucu soğuğu mu?Sanırım,her ikisi de çok daha fazla artırıyor.



Thread: TURKISH TO ENGLISH!

63.       iki
104 posts
 24 Dec 2007 Mon 11:19 pm

Temiz kar torbasından bir kaşık kar alınıp ısınan tencerenin içine atılır.YavaşÃ§a eriyip birkaçdamla suya dönüşmesi seyredilir.Sonra bir kaşık daha,bir kaşık daha.Kar hiçbir zaman tencereye yığılmaz.Saatler, şehirde hiç alışmadığınız bir tempoda akar gider.Daracık mekan içinde ocağın sesiyle tempoya giren sohbetler başlar.Saat beşte başlayan konuşacak kadar bol zaman vardır.
Türkiye^nin Ege ve Akdeniz sahilleri çok tanınıyor, milyonlarca insan da buraları ziyarete geliyor.Yazın kırk derece sıcaklıkta havuz kenarında pişirken,birkaç ay içinde uzakta görülen dağlara metrelerce kar yağacağını, havanın eksi yirmi derecelere düşeceğini düşÃ¼nmek zor olur.
Hangisi daha güzel?Yazın deniz kenarlarının sıcağı mı, yoksa kışın Anadolu platosunun ve dağlarının dondurucu soğuğu mu?Sanırım,her ikisi de çok daha fazla artırıyor.



Thread: turkish to English please!!!

64.       iki
104 posts
 24 Dec 2007 Mon 07:57 pm

Quoting iki:

Temiz kar torbasından bir kaşık kar alınıp ısınan tencerenin içine atılır.YavaşÃ§a eriyip birkaçdamla suya dönüşmesi seyredilir.Sonra bir kaşık daha,bir kaşık daha.Kar hiçbir zaman tencereye yığılmaz.Saatler, şehirde hiç alışmadığınız bir tempoda akar gider.Daracık mekan içinde ocağın sesiyle tempoya giren sohbetler başlar.Saat beşte başlayan konuşacak kadar bol zaman vardır.
Türkiye^nin Ege ve Akdeniz sahilleri çok tanınıyor, milyonlarca insan da buraları ziyarete geliyor.Yazın kırk derece sıcaklıkta havuz kenarında pişirken,birkaç ay içinde uzakta görülen dağlara metrelerce kar yağacağını, havanın eksi yirmi derecelere düşeceğini düşÃ¼nmek zor olur.
Hangisi daha güzel?Yazın deniz kenarlarının sıcağı mı, yoksa kışın Anadolu platosunun ve dağlarının dondurucu soğuğu mu?Sanırım,her ikisi de çok daha fazla artırıyor.



Thread: turkish to English please!!!

65.       iki
104 posts
 22 Dec 2007 Sat 05:52 pm

Temiz kar torbasından bir kaşık kar alınıp ısınan tencerenin içine atılır.YavaşÃ§a eriyip birkaçdamla suya dönüşmesi seyredilir.Sonra bir kaşık daha,bir kaşık daha.Kar hiçbir zaman tencereye yığılmaz.Saatler, şehirde hiç alışmadığınız bir tempoda akar gider.Daracık mekan içinde ocağın sesiyle tempoya giren sohbetler başlar.Saat beşte başlayan konuşacak kadar bol zaman vardır.
Türkiye^nin Ege ve Akdeniz sahilleri çok tanınıyor, milyonlarca insan da buraları ziyarete geliyor.Yazın kırk derece sıcaklıkta havuz kenarında pişirken,birkaç ay içinde uzakta görülen dağlara metrelerce kar yağacağını, havanın eksi yirmi derecelere düşeceğini düşÃ¼nmek zor olur.
Hangisi daha güzel?Yazın deniz kenarlarının sıcağı mı, yoksa kışın Anadolu platosunun ve dağlarının dondurucu soğuğu mu?Sanırım,her ikisi de çok daha fazla artırıyor.



Thread: english to turkish pls!

66.       iki
104 posts
 10 Dec 2007 Mon 07:51 pm

Göküyüzü siyah değildir.Her yer yıldızlarla doludur ve bunlardan gelen göz kamaştırıcı ışık dağın üzerindeki bembeyaz örtüde pırıl pırıl parlar.Hiç bu kadar aydınlık bir karanlıkla karşılaşmadığınızı düşÃ¼nürsünüz.Böyle havalarda,dağda dilediğiniz gibi yürüyebilir,uzak tepelerden rahatlıkla yönünüzü bulabilirsiniz.Hele bir de ay varsa kara düşen gölgenizle birlikte gerçek bir gündüz ortamında olduğunuzu sanabilirsiniz.
çadıra çekilme vakti gelmiştir.Sıcacık uyku tulumlarına girilmiş, ancak karla işiniz hala bitmemiştir. çadırın açık duran iç kapısından yarı beline kadar tulumdan çıkıp biraz önce topladığınız temiz karları hırıldayan ocağın üzerindeki tencereye atmaya başlarsınız.Kar,aslında dağda hayat demektir.Içeceğiniz çayların, kahvelerin suyunu kardan elde edersiniz.Bu suyun elde edilişi de inanılmaz ölçüde huzur vericidir.şehirde zamanı en hızlı ve en etkin olarak değerlendirmeye alışan insanlar için neredeyse bir tedavi gibidir.



Thread: eng to tr.

67.       iki
104 posts
 10 Dec 2007 Mon 04:49 pm

Göküyüzü siyah değildir.Her yer yıldızlarla doludur ve bunlardan gelen göz kamaştırıcı ışık dağın üzerindeki bembeyaz örtüde pırıl pırıl parlar.Hiç bu kadar aydınlık bir karanlıkla karşılaşmadığınızı düşÃ¼nürsünüz.Böyle havalarda,dağda dilediğiniz gibi yürüyebilir,uzak tepelerden rahatlıkla yönünüzü bulabilirsiniz.Hele bir de ay varsa kara düşen gölgenizle birlikte gerçek bir gündüz ortamında olduğunuzu sanabilirsiniz.
çadıra çekilme vakti gelmiştir.Sıcacık uyku tulumlarına girilmiş, ancak karla işiniz hala bitmemiştir. çadırın açık duran iç kapısından yarı beline kadar tulumdan çıkıp biraz önce topladığınız temiz karları hırıldayan ocağın üzerindeki tencereye atmaya başlarsınız.Kar,aslında dağda hayat demektir.Içeceğiniz çayların, kahvelerin suyunu kardan elde edersiniz.Bu suyun elde edilişi de inanılmaz ölçüde huzur vericidir.şehirde zamanı en hızlı ve en etkin olarak değerlendirmeye alışan insanlar için neredeyse bir tedavi gibidir.



Thread: From Turkish to English pls!

68.       iki
104 posts
 09 Dec 2007 Sun 10:34 pm

I need to translate the articles for homework but they are too hard for me.I have one more artical for translation so I can finish the homework.I will post the last article tomorrow so if you can help again pls help me.The last article wont be too long.Again,tnx



Thread: From Turkish to English pls!

69.       iki
104 posts
 09 Dec 2007 Sun 10:05 pm

tnx



Thread: eng to tr.

70.       iki
104 posts
 09 Dec 2007 Sun 10:04 pm

thank u



Thread: eng to tr.

71.       iki
104 posts
 09 Dec 2007 Sun 08:48 pm

Erciyes`teki çığ korkusunun üzerinden uzun zaman geçmişti.Anadolu platosundaki dağların kar durumlarıyla ilgili çok daha iyi bilgilere sahip oluyorduk.örneğin,pek çok yıl yağış,geç ve yavaş yavaş geliyordu.Kasım veya aralık ayında dağa gittiğimizde her yanı karla kaplı görürduk,ama çok fazla yığılmayla karşılaşmıyorduk.Eğer şansımıza,son yağışın üstünden üç dört gün de geçmişse,yapılan gezinin tadına doyum olmuyordu.Ayağımızdaki kramponların sadece uçların saplanabildiği,aşırı dik olmayan eğimlerde kendimizi bir balerin kadar hoş hissediyorduk.Sırtımızda tüm yiyecek ve kamp yükümüzle doyasıya yürüyor, tırmanıyor,erken gelen kış akşamı tam bastırmadan kampımızı kurup çadırımıza çekiliyorduk.Hiç açık havada ciddi bir kış gecesi yaşadınız mı?Dağcı değilseniz bile,Uludağ veya Kartalakaya gibi kayak merkezlerinde,otellerin ışıklarından uzaklarda ne demek istediğimi anlayabilirsiniz.Gökyüzü akıl almaz bir parlaklıkta olur.2500 metre civarına yükseldikten sonra havanın su buharıyla en yoğun olan bölümü aşağılarda kalmış ve gökteki yıdızılar ürkütücü bir ihtişama bürünmüş olur.



Thread: From Turkish to English pls!

72.       iki
104 posts
 09 Dec 2007 Sun 08:29 pm

Bir daha şubat ayında o kadar yığılmış yerlere pek gitmedim.Ama,zaman içinde Anadolu`nun karlarıyla aramda başka türlü ilişkiler de başlamıştı.Doğanın yarattığı bu harika ^madde^, eğer doğru yaklaşılırsa çok dost da olabiliyordu.Bir kış, Istanul`la Ankara arasında kalan Bolu dağlarında 2000 metre civarında, bir yamaca yığılmış geniş bir kar kütlesini oyup içinde tam yedi gece yattık.Bütün içgüdülerimize ve çocuklukta bize öğretilenlere ters düşÃ¼yorsa da kar çok sıcak tutuyordu.Kar mağaramızın içinde kazaklarımızla keyifle otururken dışarıdaki fırtınayı hiç duymuyor,eksi yirmi dereceye kadar düşen sıcaklığın farkına bile varmıyorduk.Kar,bizi dışarının düşmansı yalnızlığından koruyordu.Bu kamtan aklımda kalan noktalar,içerideki sessizlik,genzi yakan, ama hafif hafif duyulan bir koku ve gündüz içeriye vuran garip bir mavililti.



Thread: tr-eng

73.       iki
104 posts
 04 Dec 2007 Tue 07:42 pm

tnx, ve Karlar altinda Anadolu?



Thread: tr-eng

74.       iki
104 posts
 04 Dec 2007 Tue 05:44 pm

KAR ALTINDA ANADOLU



Thread: turk.to eng. pls pls pls

75.       iki
104 posts
 02 Dec 2007 Sun 12:07 am

Quoting iki:

çOçukken bütün yaşıtlarım gibi,kartopu oynamaktan ve kardan adam yapmaktan büyük zevk alırdım.Yaşadığım şehir olan Istanbula kışın birkaç kez kar yağar,her seferinde çocuklar tarafından özel bir olay gibi kutlanirdı.Genellikle yağış,sabaha karşı,hepimiz yataklarımızda mışıl mışıl uyurken başlardı.Sonra uyandığımızda hemen bir şeylerin farklı olduğunu anlardık.Kalabalık bir şehrin en büyük özeliği olan gürültü,böyle sabahlarda pek duyulmazdı.Sevinçle cama koşar ve sabahın yarı aydınlığında,bembeyaz yolda sessiz adimlarla yürümeye çalışanları görürdük.Karın bu keyfili dönemi öğleye kadar sürer,öğleden sonra açan güneşle birlikte ,gök maviye dönerken yeryüzu soğuk bir çamura bulanırdı.Senaryonun her zaman böyle işlemesi gerekmiyordu.Bazen öğleden sonra güneş açmaz kar olança şidetliye yağmaya devam eder,hatta bu bayramdan çocuklar daha fazla yaranlansın diye valiğin okullarıtatil ettiği bile olurdu.Istanbul gibi ,denizin tüm yumuşatıcı etkisine sahip sahil şehrinde yetişen bit çocuk olarak karla ilişkim işte böyleydi.Yıılar sonra yaşadığım garip bir olay.Istanbula yağan masum karla aramdaki tüm sevgiyi bitirdi.Anadolunun yüksek volkanlarından biri olan Erciyesin kuzey buzulunun üzerinde,3750 metre civarında olmalıydık.Zirveye de çok az kalmıştı.Grup halinde tırmanıştayken.kendimi çok sert olamayan bir tokat yemiş gibi hisettim.Neye tığradğımı anlamamıştım.öNümdekilere baktım,hepsi de şaşkın ve yarı bellerine kadar kara batmış haldeydiler.O anda neler olduğunu yavaş yavaş fark ediyorum.Yüz metre kadar üzerimizde geniş,ama kütlesi fazla olamayan bir kar balkonu kırılıp tepemize düşmüştu.Ekip rehberimiz Keşif Aladaglı yı izliyordum.Tek sıra halindeydik.En önde duruyordu.Sola doğru birkaç adım attı ve kalakaldı.Istanbulda deniz kıyısında değildik,sanırım buradaki kar da hiç aliştıklarımızda benzemiyordu.Her tarafı kar içindeki grubumuz 45 derecelik bir eğimde,yerinden kıpırdayamaz bir halde bekliyordu.Rehberimiz sesini yükseltmeden "Ipe bağlanalım"dedi.Altımızdaki kar kütlesinden garip sesler geliyordu.Karın şu ana kadar bizleri tutmuş olması da belki sadece bir mucizeydi.Yavaş yavaş inişe başladık.O anda kardan da çığdan da çok fazla korkmuyordum.çığ korkusu içime sonradan yavaş yavaş işledi.



Thread: Tr-En please

76.       iki
104 posts
 01 Dec 2007 Sat 09:36 pm

çOçukken bütün yaşıtlarım gibi,kartopu oynamaktan ve kardan adam yapmaktan büyük zevk alırdım.Yaşadığım şehir olan Istanbula kışın birkaç kez kar yağar,her seferinde çocuklar tarafından özel bir olay gibi kutlanirdı.Genellikle yağış,sabaha karşı,hepimiz yataklarımızda mışıl mışıl uyurken başlardı.Sonra uyandığımızda hemen bir şeylerin farklı olduğunu anlardık.Kalabalık bir şehrin en büyük özeliği olan gürültü,böyle sabahlarda pek duyulmazdı.Sevinçle cama koşar ve sabahın yarı aydınlığında,bembeyaz yolda sessiz adimlarla yürümeye çalışanları görürdük.Karın bu keyfili dönemi öğleye kadar sürer,öğleden sonra açan güneşle birlikte ,gök maviye dönerken yeryüzu soğuk bir çamura bulanırdı.Senaryonun her zaman böyle işlemesi gerekmiyordu.Bazen öğleden sonra güneş açmaz kar olança şidetliye yağmaya devam eder,hatta bu bayramdan çocuklar daha fazla yaranlansın diye valiğin okullarıtatil ettiği bile olurdu.Istanbul gibi ,denizin tüm yumuşatıcı etkisine sahip sahil şehrinde yetişen bit çocuk olarak karla ilişkim işte böyleydi.Yıılar sonra yaşadığım garip bir olay.Istanbula yağan masum karla aramdaki tüm sevgiyi bitirdi.Anadolunun yüksek volkanlarından biri olan Erciyesin kuzey buzulunun üzerinde,3750 metre civarında olmalıydık.Zirveye de çok az kalmıştı.Grup halinde tırmanıştayken.kendimi çok sert olamayan bir tokat yemiş gibi hisettim.Neye tığradğımı anlamamıştım.öNümdekilere baktım,hepsi de şaşkın ve yarı bellerine kadar kara batmış haldeydiler.O anda neler olduğunu yavaş yavaş fark ediyorum.Yüz metre kadar üzerimizde geniş,ama kütlesi fazla olamayan bir kar balkonu kırılıp tepemize düşmüştu.Ekip rehberimiz Keşif Aladaglı yı izliyordum.Tek sıra halindeydik.En önde duruyordu.Sola doğru birkaç adım attı ve kalakaldı.Istanbulda deniz kıyısında değildik,sanırım buradaki kar da hiç aliştıklarımızda benzemiyordu.Her tarafı kar içindeki grubumuz 45 derecelik bir eğimde,yerinden kıpırdayamaz bir halde bekliyordu.Rehberimiz sesini yükseltmeden "Ipe bağlanalım"dedi.Altımızdaki kar kütlesinden garip sesler geliyordu.Karın şu ana kadar bizleri tutmuş olması da belki sadece bir mucizeydi.Yavaş yavaş inişe başladık.O anda kardan da çığdan da çok fazla korkmuyordum.çığ korkusu içime sonradan yavaş yavaş işledi.



Thread: turk/eng luften

77.       iki
104 posts
 01 Dec 2007 Sat 05:53 pm

Sevinçle cama koşar ve sabahın yarı aydınlığında,bembeyaz yolda sessiz adimlarla yürümeye çalışanları görürdük.Karın bu keyfili dönemi öğleye kadar sürer,öğleden sonra açan güneşle birlikte ,gök maviye dönerken yeryüzu soğuk bir çamura bulanırdı.Senaryonun her zaman böyle işlemesi gerekmiyordu.Bazen öğleden sonra güneş açmaz kar olança şidetliye yağmaya devam eder,hatta bu bayramdan çocuklar daha fazla yaranlansın diye valiğin okullarıtatil ettiği bile olurdu



Thread: T to E please

78.       iki
104 posts
 01 Dec 2007 Sat 05:52 pm

Ekip rehberimiz Keşif Aladaglı yı izliyordum.Tek sıra halindeydik.En önde duruyordu.Sola doğru birkaç adım attı ve kalakaldı.Istanbulda deniz kıyısında değildik,sanırım buradaki kar da hiç aliştıklarımızda benzemiyordu.Her tarafı kar içindeki grubumuz 45 derecelik bir eğimde,yerinden kıpırdayamaz bir halde bekliyordu.Rehberimiz sesini yükseltmeden "Ipe bağlanalım"dedi.Altımızdaki kar kütlesinden garip sesler geliyordu.Karın şu ana kadar bizleri tutmuş olması da belki sadece bir mucizeydi.Yavaş yavaş inişe başladık.O anda kardan da çığdan da çok fazla korkmuyordum.çığ korkusu içime sonradan yavaş yavaş işledi.



Thread: turk.to eng. pls pls pls

79.       iki
104 posts
 01 Dec 2007 Sat 01:11 pm

çOçukken bütün yaşıtlarım gibi,kartopu oynamaktan ve kardan adam yapmaktan büyük zevk alırdım.Yaşadığım şehir olan Istanbula kışın birkaç kez kar yağar,her seferinde çocuklar tarafından özel bir olay gibi kutlanirdı.Genellikle yağış,sabaha karşı,hepimiz yataklarımızda mışıl mışıl uyurken başlardı.Sonra uyandığımızda hemen bir şeylerin farklı olduğunu anlardık.Kalabalık bir şehrin en büyük özeliği olan gürültü,böyle sabahlarda pek duyulmazdı.Sevinçle cama koşar ve sabahın yarı aydınlığında,bembeyaz yolda sessiz adimlarla yürümeye çalışanları görürdük.Karın bu keyfili dönemi öğleye kadar sürer,öğleden sonra açan güneşle birlikte ,gök maviye dönerken yeryüzu soğuk bir çamura bulanırdı.Senaryonun her zaman böyle işlemesi gerekmiyordu.Bazen öğleden sonra güneş açmaz kar olança şidetliye yağmaya devam eder,hatta bu bayramdan çocuklar daha fazla yaranlansın diye valiğin okullarıtatil ettiği bile olurdu.Istanbul gibi ,denizin tüm yumuşatıcı etkisine sahip sahil şehrinde yetişen bit çocuk olarak karla ilişkim işte böyleydi.Yıılar sonra yaşadığım garip bir olay.Istanbula yağan masum karla aramdaki tüm sevgiyi bitirdi.Anadolunun yüksek volkanlarından biri olan Erciyesin kuzey buzulunun üzerinde,3750 metre civarında olmalıydık.Zirveye de çok az kalmıştı.Grup halinde tırmanıştayken.kendimi çok sert olamayan bir tokat yemiş gibi hisettim.Neye tığradğımı anlamamıştım.öNümdekilere baktım,hepsi de şaşkın ve yarı bellerine kadar kara batmış haldeydiler.O anda neler olduğunu yavaş yavaş fark ediyorum.Yüz metre kadar üzerimizde geniş,ama kütlesi fazla olamayan bir kar balkonu kırılıp tepemize düşmüştu.Ekip rehberimiz Keşif Aladaglı yı izliyordum.Tek sıra halindeydik.En önde duruyordu.Sola doğru birkaç adım attı ve kalakaldı.Istanbulda deniz kıyısında değildik,sanırım buradaki kar da hiç aliştıklarımızda benzemiyordu.Her tarafı kar içindeki grubumuz 45 derecelik bir eğimde,yerinden kıpırdayamaz bir halde bekliyordu.Rehberimiz sesini yükseltmeden "Ipe bağlanalım"dedi.Altımızdaki kar kütlesinden garip sesler geliyordu.Karın şu ana kadar bizleri tutmuş olması da belki sadece bir mucizeydi.Yavaş yavaş inişe başladık.O anda kardan da çığdan da çok fazla korkmuyordum.çığ korkusu içime sonradan yavaş yavaş işledi.



Thread: I need help with a page of text

80.       iki
104 posts
 30 Nov 2007 Fri 11:30 pm

çOçukken bütün yaşıtlarım gibi,kartopu oynamaktan ve kardan adam yapmaktan büyük zevk alırdım.Yaşadığım şehir olan Istanbula kışın birkaç kez kar yağar,her seferinde çocuklar tarafından özel bir olay gibi kutlanirdı.Genellikle yağış,sabaha karşı,hepimiz yataklarımızda mışıl mışıl uyurken başlardı.Sonra uyandığımızda hemen bir şeylerin farklı olduğunu anlardık.Kalabalık bir şehrin en büyük özeliği olan gürültü,böyle sabahlarda pek duyulmazdı.Sevinçle cama koşar ve sabahın yarı aydınlığında,bembeyaz yolda sessiz adimlarla yürümeye çalışanları görürdük.Karın bu keyfili dönemi öğleye kadar sürer,öğleden sonra açan güneşle birlikte ,gök maviye dönerken yeryüzu soğuk bir çamura bulanırdı.Senaryonun her zaman böyle işlemesi gerekmiyordu.Bazen öğleden sonra güneş açmaz kar olança şidetliye yağmaya devam eder,hatta bu bayramdan çocuklar daha fazla yaranlansın diye valiğin okullarıtatil ettiği bile olurdu.Istanbul gibi ,denizin tüm yumuşatıcı etkisine sahip sahil şehrinde yetişen bit çocuk olarak karla ilişkim işte böyleydi.Yıılar sonra yaşadığım garip bir olay.Istanbula yağan masum karla aramdaki tüm sevgiyi bitirdi.Anadolunun yüksek volkanlarından biri olan Erciyesin kuzey buzulunun üzerinde,3750 metre civarında olmalıydık.Zirveye de çok az kalmıştı.Grup halinde tırmanıştayken.kendimi çok sert olamayan bir tokat yemiş gibi hisettim.Neye tığradğımı anlamamıştım.öNümdekilere baktım,hepsi de şaşkın ve yarı bellerine kadar kara batmış haldeydiler.O anda neler olduğunu yavaş yavaş fark ediyorum.Yüz metre kadar üzerimizde geniş,ama kütlesi fazla olamayan bir kar balkonu kırılıp tepemize düşmüştu.Ekip rehberimiz Keşif Aladaglı yı izliyordum.Tek sıra halindeydik.En önde duruyordu.Sola doğru birkaç adım attı ve kalakaldı.Istanbulda deniz kıyısında değildik,sanırım buradaki kar da hiç aliştıklarımızda benzemiyordu.Her tarafı kar içindeki grubumuz 45 derecelik bir eğimde,yerinden kıpırdayamaz bir halde bekliyordu.Rehberimiz sesini yükseltmeden "Ipe bağlanalım"dedi.Altımızdaki kar kütlesinden garip sesler geliyordu.Karın şu ana kadar bizleri tutmuş olması da belki sadece bir mucizeydi.Yavaş yavaş inişe başladık.O anda kardan da çığdan da çok fazla korkmuyordum.çığ korkusu içime sonradan yavaş yavaş işledi



Thread: turk/ eng plsssssssssss

81.       iki
104 posts
 30 Nov 2007 Fri 11:29 pm

çOçukken bütün yaşıtlarım gibi,kartopu oynamaktan ve kardan adam yapmaktan büyük zevk alırdım.Yaşadığım şehir olan Istanbula kışın birkaç kez kar yağar,her seferinde çocuklar tarafından özel bir olay gibi kutlanirdı.Genellikle yağış,sabaha karşı,hepimiz yataklarımızda mışıl mışıl uyurken başlardı.Sonra uyandığımızda hemen bir şeylerin farklı olduğunu anlardık.Kalabalık bir şehrin en büyük özeliği olan gürültü,böyle sabahlarda pek duyulmazdı.Sevinçle cama koşar ve sabahın yarı aydınlığında,bembeyaz yolda sessiz adimlarla yürümeye çalışanları görürdük.Karın bu keyfili dönemi öğleye kadar sürer,öğleden sonra açan güneşle birlikte ,gök maviye dönerken yeryüzu soğuk bir çamura bulanırdı.Senaryonun her zaman böyle işlemesi gerekmiyordu.Bazen öğleden sonra güneş açmaz kar olança şidetliye yağmaya devam eder,hatta bu bayramdan çocuklar daha fazla yaranlansın diye valiğin okullarıtatil ettiği bile olurdu.Istanbul gibi ,denizin tüm yumuşatıcı etkisine sahip sahil şehrinde yetişen bit çocuk olarak karla ilişkim işte böyleydi.Yıılar sonra yaşadığım garip bir olay.Istanbula yağan masum karla aramdaki tüm sevgiyi bitirdi.Anadolunun yüksek volkanlarından biri olan Erciyesin kuzey buzulunun üzerinde,3750 metre civarında olmalıydık.Zirveye de çok az kalmıştı.Grup halinde tırmanıştayken.kendimi çok sert olamayan bir tokat yemiş gibi hisettim.Neye tığradğımı anlamamıştım.öNümdekilere baktım,hepsi de şaşkın ve yarı bellerine kadar kara batmış haldeydiler.O anda neler olduğunu yavaş yavaş fark ediyorum.Yüz metre kadar üzerimizde geniş,ama kütlesi fazla olamayan bir kar balkonu kırılıp tepemize düşmüştu.Ekip rehberimiz Keşif Aladaglı yı izliyordum.Tek sıra halindeydik.En önde duruyordu.Sola doğru birkaç adım attı ve kalakaldı.Istanbulda deniz kıyısında değildik,sanırım buradaki kar da hiç aliştıklarımızda benzemiyordu.Her tarafı kar içindeki grubumuz 45 derecelik bir eğimde,yerinden kıpırdayamaz bir halde bekliyordu.Rehberimiz sesini yükseltmeden "Ipe bağlanalım"dedi.Altımızdaki kar kütlesinden garip sesler geliyordu.Karın şu ana kadar bizleri tutmuş olması da belki sadece bir mucizeydi.Yavaş yavaş inişe başladık.O anda kardan da çığdan da çok fazla korkmuyordum.çığ korkusu içime sonradan yavaş yavaş işledi



Thread: this is a little bit long... t 2 e please.... some characters are hard to understand...tsk

82.       iki
104 posts
 30 Nov 2007 Fri 03:15 pm

çOçukken bütün yaşıtlarım gibi,kartopu oynamaktan ve kardan adam yapmaktan büyük zevk alırdım.Yaşadığım şehir olan Istanbula kışın birkaç kez kar yağar,her seferinde çocuklar tarafından özel bir olay gibi kutlanirdı.Genellikle yağış,sabaha karşı,hepimiz yataklarımızda mışıl mışıl uyurken başlardı.Sonra uyandığımızda hemen bir şeylerin farklı olduğunu anlardık.Kalabalık bir şehrin en büyük özeliği olan gürültü,böyle sabahlarda pek duyulmazdı.Sevinçle cama koşar ve sabahın yarı aydınlığında,bembeyaz yolda sessiz adimlarla yürümeye çalışanları görürdük.Karın bu keyfili dönemi öğleye kadar sürer,öğleden sonra açan güneşle birlikte ,gök maviye dönerken yeryüzu soğuk bir çamura bulanırdı.Senaryonun her zaman böyle işlemesi gerekmiyordu.Bazen öğleden sonra güneş açmaz kar olança şidetliye yağmaya devam eder,hatta bu bayramdan çocuklar daha fazla yaranlansın diye valiğin okullarıtatil ettiği bile olurdu.Istanbul gibi ,denizin tüm yumuşatıcı etkisine sahip sahil şehrinde yetişen bit çocuk olarak karla ilişkim işte böyleydi.Yıılar sonra yaşadığım garip bir olay.Istanbula yağan masum karla aramdaki tüm sevgiyi bitirdi.Anadolunun yüksek volkanlarından biri olan Erciyesin kuzey buzulunun üzerinde,3750 metre civarında olmalıydık.Zirveye de çok az kalmıştı.Grup halinde tırmanıştayken.kendimi çok sert olamayan bir tokat yemiş gibi hisettim.Neye tığradğımı anlamamıştım.öNümdekilere baktım,hepsi de şaşkın ve yarı bellerine kadar kara batmış haldeydiler.O anda neler olduğunu yavaş yavaş fark ediyorum.Yüz metre kadar üzerimizde geniş,ama kütlesi fazla olamayan bir kar balkonu kırılıp tepemize düşmüştu.Ekip rehberimiz Keşif Aladaglı yı izliyordum.Tek sıra halindeydik.En önde duruyordu.Sola doğru birkaç adım attı ve kalakaldı.Istanbulda deniz kıyısında değildik,sanırım buradaki kar da hiç aliştıklarımızda benzemiyordu.Her tarafı kar içindeki grubumuz 45 derecelik bir eğimde,yerinden kıpırdayamaz bir halde bekliyordu.Rehberimiz sesini yükseltmeden "Ipe bağlanalım"dedi.Altımızdaki kar kütlesinden garip sesler geliyordu.Karın şu ana kadar bizleri tutmuş olması da belki sadece bir mucizeydi.Yavaş yavaş inişe başladık.O anda kardan da çığdan da çok fazla korkmuyordum.çığ korkusu içime sonradan yavaş yavaş işledi.



Thread: PLEASE, TURKISH TO ENGLISH

83.       iki
104 posts
 30 Oct 2007 Tue 11:57 pm

THX a lot for the translation



Thread: PLEASE, TURKISH TO ENGLISH

84.       iki
104 posts
 29 Oct 2007 Mon 11:29 pm

Türmenler, söz kadar, hatta bazen sözden daha fazla saza önem veriyorlar.Kimi bahşılar,dutarı mükemmel çalıyor adeta bu çalglyl konustuyorlar. Turkmenler bu calgInIn dilinden anlıyor,kendilerinden geçercesine dinliyorlar.Bu durumu Azebaycanda da görmüştük.Sesi olmayan, ama sazı çok iyi çalan Aşık Adalet,bütün Azeri Türklerinin en büyuk sanatçısı durumundaydı.Türmenlerde de böyle halk sanatçıları var:bunlar türkü okumuyorlar,sadece dutarın tellerini yönledirecek özgün melodiler yaratıyorlar.Türmen halk çalgıları arasında "deprek","tüydük"(ney-kaval)ve ağızda çalınan kücük, basit bir medenden yapılan "gopuz" da bulunmaktadır.Yukarıda da değindiğimiz "gıycak"ı çalan Turkmen halk sanatçılarını gördükten sonra,Adananın Feke ilçesinde görüp tanıdığımız Kör Ali'yi hatırladık.Kemanı kemençe gibi çalarak Karaoğlan okuyan Kör Ali çalgısından bu "gıycak"ın sesini çıkartır ve adeta Türkmenistanlı bahşılarin okuduğu biçimde okurdu.Türkmen bahşıları,genelikle Mahdumkulu,Zelili,Kemini,Meteci ve Mollanepes gibi söz ustalarının eserlerini okumaktadırlar.
Short Translation please



Thread: soryy just a few more

85.       iki
104 posts
 29 Oct 2007 Mon 11:29 pm

Türmenler, söz kadar, hatta bazen sözden daha fazla saza önem veriyorlar.Kimi bahşılar,dutarı mükemmel çalıyor adeta bu çalglyl konustuyorlar. Turkmenler bu calgInIn dilinden anlıyor,kendilerinden geçercesine dinliyorlar.Bu durumu Azebaycanda da görmüştük.Sesi olmayan, ama sazı çok iyi çalan Aşık Adalet,bütün Azeri Türklerinin en büyuk sanatçısı durumundaydı.Türmenlerde de böyle halk sanatçıları var:bunlar türkü okumuyorlar,sadece dutarın tellerini yönledirecek özgün melodiler yaratıyorlar.Türmen halk çalgıları arasında "deprek","tüydük"(ney-kaval)ve ağızda çalınan kücük, basit bir medenden yapılan "gopuz" da bulunmaktadır.Yukarıda da değindiğimiz "gıycak"ı çalan Turkmen halk sanatçılarını gördükten sonra,Adananın Feke ilçesinde görüp tanıdığımız Kör Ali'yi hatırladık.Kemanı kemençe gibi çalarak Karaoğlan okuyan Kör Ali çalgısından bu "gıycak"ın sesini çıkartır ve adeta Türkmenistanlı bahşılarin okuduğu biçimde okurdu.Türkmen bahşıları,genelikle Mahdumkulu,Zelili,Kemini,Meteci ve Mollanepes gibi söz ustalarının eserlerini okumaktadırlar.
Short Translation please



Thread: turkcce = english lutfen

86.       iki
104 posts
 29 Oct 2007 Mon 11:28 pm

Türmenler, söz kadar, hatta bazen sözden daha fazla saza önem veriyorlar.Kimi bahşılar,dutarı mükemmel çalıyor adeta bu çalglyl konustuyorlar. Turkmenler bu calgInIn dilinden anlıyor,kendilerinden geçercesine dinliyorlar.Bu durumu Azebaycanda da görmüştük.Sesi olmayan, ama sazı çok iyi çalan Aşık Adalet,bütün Azeri Türklerinin en büyuk sanatçısı durumundaydı.Türmenlerde de böyle halk sanatçıları var:bunlar türkü okumuyorlar,sadece dutarın tellerini yönledirecek özgün melodiler yaratıyorlar.Türmen halk çalgıları arasında "deprek","tüydük"(ney-kaval)ve ağızda çalınan kücük, basit bir medenden yapılan "gopuz" da bulunmaktadır.Yukarıda da değindiğimiz "gıycak"ı çalan Turkmen halk sanatçılarını gördükten sonra,Adananın Feke ilçesinde görüp tanıdığımız Kör Ali'yi hatırladık.Kemanı kemençe gibi çalarak Karaoğlan okuyan Kör Ali çalgısından bu "gıycak"ın sesini çıkartır ve adeta Türkmenistanlı bahşılarin okuduğu biçimde okurdu.Türkmen bahşıları,genelikle Mahdumkulu,Zelili,Kemini,Meteci ve Mollanepes gibi söz ustalarının eserlerini okumaktadırlar.
Translation please



Thread: tr to eng please

87.       iki
104 posts
 29 Oct 2007 Mon 11:28 pm

Türmenler, söz kadar, hatta bazen sözden daha fazla saza önem veriyorlar.Kimi bahşılar,dutarı mükemmel çalıyor adeta bu çalglyl konustuyorlar. Turkmenler bu calgInIn dilinden anlıyor,kendilerinden geçercesine dinliyorlar.Bu durumu Azebaycanda da görmüştük.Sesi olmayan, ama sazı çok iyi çalan Aşık Adalet,bütün Azeri Türklerinin en büyuk sanatçısı durumundaydı.Türmenlerde de böyle halk sanatçıları var:bunlar türkü okumuyorlar,sadece dutarın tellerini yönledirecek özgün melodiler yaratıyorlar.Türmen halk çalgıları arasında "deprek","tüydük"(ney-kaval)ve ağızda çalınan kücük, basit bir medenden yapılan "gopuz" da bulunmaktadır.Yukarıda da değindiğimiz "gıycak"ı çalan Turkmen halk sanatçılarını gördükten sonra,Adananın Feke ilçesinde görüp tanıdığımız Kör Ali'yi hatırladık.Kemanı kemençe gibi çalarak Karaoğlan okuyan Kör Ali çalgısından bu "gıycak"ın sesini çıkartır ve adeta Türkmenistanlı bahşılarin okuduğu biçimde okurdu.Türkmen bahşıları,genelikle Mahdumkulu,Zelili,Kemini,Meteci ve Mollanepes gibi söz ustalarının eserlerini okumaktadırlar.
Translation please



Thread: t 2 e

88.       iki
104 posts
 29 Oct 2007 Mon 11:27 pm

Türmenler, söz kadar, hatta bazen sözden daha fazla saza önem veriyorlar.Kimi bahşılar,dutarı mükemmel çalıyor adeta bu çalglyl konustuyorlar. Turkmenler bu calgInIn dilinden anlıyor,kendilerinden geçercesine dinliyorlar.Bu durumu Azebaycanda da görmüştük.Sesi olmayan, ama sazı çok iyi çalan Aşık Adalet,bütün Azeri Türklerinin en büyuk sanatçısı durumundaydı.Türmenlerde de böyle halk sanatçıları var:bunlar türkü okumuyorlar,sadece dutarın tellerini yönledirecek özgün melodiler yaratıyorlar.Türmen halk çalgıları arasında "deprek","tüydük"(ney-kaval)ve ağızda çalınan kücük, basit bir medenden yapılan "gopuz" da bulunmaktadır.Yukarıda da değindiğimiz "gıycak"ı çalan Turkmen halk sanatçılarını gördükten sonra,Adananın Feke ilçesinde görüp tanıdığımız Kör Ali'yi hatırladık.Kemanı kemençe gibi çalarak Karaoğlan okuyan Kör Ali çalgısından bu "gıycak"ın sesini çıkartır ve adeta Türkmenistanlı bahşılarin okuduğu biçimde okurdu.Türkmen bahşıları,genelikle Mahdumkulu,Zelili,Kemini,Meteci ve Mollanepes gibi söz ustalarının eserlerini okumaktadırlar.
Translation please



Thread: please translate

89.       iki
104 posts
 29 Oct 2007 Mon 12:14 am

no I think that the correct one is-tell me where from do you know me?



Thread: t 2 e

90.       iki
104 posts
 28 Oct 2007 Sun 10:48 pm

I mean free translation and thats means that you can translate with your own words I dont need the excately translaton of every word,I have to understand what about is the text so I can later reword it on turkish.Thats my homework- rewording the text with your own words



Thread: e t t please

91.       iki
104 posts
 28 Oct 2007 Sun 10:38 pm

tnx



Thread: t 2 e

92.       iki
104 posts
 28 Oct 2007 Sun 10:37 pm

I need a translation for all sentences and If you can help my please write the translation.The translation mey be free because I just need to understand the supstance of the text.



Thread: t 2 e

93.       iki
104 posts
 28 Oct 2007 Sun 10:22 pm

Türmenler, söz kadar, hatta bazen sözden daha fazla saza önem veriyorlar.Kimi bahşılar,dutarı mükemmel çalıyor adeta bu çalglyl konustuyorlar. Turkmenler bu calgInIn dilinden anlıyor,kendilerinden geçercesine dinliyorlar.Bu durumu Azebaycanda da görmüştük.Sesi olmayan, ama sazı çok iyi çalan Aşık Adalet,bütün Azeri Türklerinin en büyuk sanatçısı durumundaydı.Türmenlerde de böyle halk sanatçıları var:bunlar türkü okumuyorlar,sadece dutarın tellerini yönledirecek özgün melodiler yaratıyorlar.Türmen halk çalgıları arasında "deprek","tüydük"(ney-kaval)ve ağızda çalınan kücük, basit bir medenden yapılan "gopuz" da bulunmaktadır.Yukarıda da değindiğimiz "gıycak"ı çalan Turkmen halk sanatçılarını gördükten sonra,Adananın Feke ilçesinde görüp tanıdığımız Kör Ali'yi hatırladık.Kemanı kemençe gibi çalarak Karaoğlan okuyan Kör Ali çalgısından bu "gıycak"ın sesini çıkartır ve adeta Türkmenistanlı bahşılarin okuduğu biçimde okurdu.Türkmen bahşıları,genelikle Mahdumkulu,Zelili,Kemini,Meteci ve Mollanepes gibi söz ustalarının eserlerini okumaktadırlar.
Translation please



Thread: a few lines please

94.       iki
104 posts
 28 Oct 2007 Sun 10:21 pm

I have to go early



Thread: e t t please

95.       iki
104 posts
 28 Oct 2007 Sun 10:20 pm

I didnt wrote my homework,sorry



Thread: TÜRKÇE VE TERCÜME

96.       iki
104 posts
 28 Oct 2007 Sun 10:19 pm

Türmenler, söz kadar, hatta bazen sözden daha fazla saza önem veriyorlar.Kimi bahşılar,dutarı mükemmel çalıyor adeta bu çalglyl konustuyorlar. Turkmenler bu calgInIn dilinden anlıyor,kendilerinden geçercesine dinliyorlar.Bu durumu Azebaycanda da görmüştük.Sesi olmayan, ama sazı çok iyi çalan Aşık Adalet,bütün Azeri Türklerinin en büyuk sanatçısı durumundaydı.Türmenlerde de böyle halk sanatçıları var:bunlar türkü okumuyorlar,sadece dutarın tellerini yönledirecek özgün melodiler yaratıyorlar.Türmen halk çalgıları arasında "deprek","tüydük"(ney-kaval)ve ağızda çalınan kücük, basit bir medenden yapılan "gopuz" da bulunmaktadır.Yukarıda da değindiğimiz "gıycak"ı çalan Turkmen halk sanatçılarını gördükten sonra,Adananın Feke ilçesinde görüp tanıdığımız Kör Ali'yi hatırladık.Kemanı kemençe gibi çalarak Karaoğlan okuyan Kör Ali çalgısından bu "gıycak"ın sesini çıkartır ve adeta Türkmenistanlı bahşılarin okuduğu biçimde okurdu.Türkmen bahşıları,genelikle Mahdumkulu,Zelili,Kemini,Meteci ve Mollanepes gibi söz ustalarının eserlerini okumaktadırlar.
Translation please



Thread: eng - turk please...

97.       iki
104 posts
 28 Oct 2007 Sun 10:17 pm

Im having a great time larning Turkish.



Thread: eng to tr

98.       iki
104 posts
 28 Oct 2007 Sun 10:16 pm

Türmenler, söz kadar, hatta bazen sözden daha fazla saza önem veriyorlar.Kimi bahşılar,dutarı mükemmel çalıyor adeta bu çalglyl konustuyorlar. Turkmenler bu calgInIn dilinden anlıyor,kendilerinden geçercesine dinliyorlar.Bu durumu Azebaycanda da görmüştük.Sesi olmayan, ama sazı çok iyi çalan Aşık Adalet,bütün Azeri Türklerinin en büyuk sanatçısı durumundaydı.Türmenlerde de böyle halk sanatçıları var:bunlar türkü okumuyorlar,sadece dutarın tellerini yönledirecek özgün melodiler yaratıyorlar.Türmen halk çalgıları arasında "deprek","tüydük"(ney-kaval)ve ağızda çalınan kücük, basit bir medenden yapılan "gopuz" da bulunmaktadır.Yukarıda da değindiğimiz "gıycak"ı çalan Turkmen halk sanatçılarını gördükten sonra,Adananın Feke ilçesinde görüp tanıdığımız Kör Ali'yi hatırladık.Kemanı kemençe gibi çalarak Karaoğlan okuyan Kör Ali çalgısından bu "gıycak"ın sesini çıkartır ve adeta Türkmenistanlı bahşılarin okuduğu biçimde okurdu.Türkmen bahşıları,genelikle Mahdumkulu,Zelili,Kemini,Meteci ve Mollanepes gibi söz ustalarının eserlerini okumaktadırlar.
Translation please



Thread: eng to tr

99.       iki
104 posts
 26 Oct 2007 Fri 01:37 am

tnx Dilara



Thread: eng to tr

100.       iki
104 posts
 26 Oct 2007 Fri 01:36 am

Türmenler, söz kadar, hatta bazen sözden daha fazla saza önem veriyorlar.Kimi bahşılar,dutarı mükemmel çalıyor adeta bu çalglyl konustuyorlar. Turkmenler bu calgInIn dilinden anlıyor,kendilerinden geçercesine dinliyorlar.Bu durumu Azebaycanda da görmüştük.Sesi olmayan, ama sazı çok iyi çalan Aşık Adalet,bütün Azeri Türklerinin en büyuk sanatçısı durumundaydı.Türmenlerde de böyle halk sanatçıları var:bunlar türkü okumuyorlar,sadece dutarın tellerini yönledirecek özgün melodiler yaratıyorlar.Türmen halk çalgıları arasında "deprek","tüydük"(ney-kaval)ve ağızda çalınan kücük, basit bir medenden yapılan "gopuz" da bulunmaktadır.Yukarıda da değindiğimiz "gıycak"ı çalan Turkmen halk sanatçılarını gördükten sonra,Adananın Feke ilçesinde görüp tanıdığımız Kör Ali'yi hatırladık.Kemanı kemençe gibi çalarak Karaoğlan okuyan Kör Ali çalgısından bu "gıycak"ın sesini çıkartır ve adeta Türkmenistanlı bahşılarin okuduğu biçimde okurdu.Türkmen bahşıları,genelikle Mahdumkulu,Zelili,Kemini,Meteci ve Mollanepes gibi söz ustalarının eserlerini okumaktadırlar.
Translation please



Thread: eng to tr

101.       iki
104 posts
 26 Oct 2007 Fri 12:50 am

I have a problem?
Turkish translation-PROBLEMIM VAR?Is it right?



Thread: turk-eng translation please.

102.       iki
104 posts
 19 Jul 2007 Thu 01:09 pm

Thanks a lot for the translation



Thread: turk-eng translation please.

103.       iki
104 posts
 18 Jul 2007 Wed 05:30 pm

Is there anybody who wnts to translate me the song OLUR MU from Kayahan?Please i love this song very much.Tnx
Kayahan - Olur mu olur mu

Olur mu olur mu
Sensiz olunur mu
Nasil senden vazgecerim
Gittigin o g?nden beri
Hasretin azrail gibi
Sen d?nmeden ?lmeyece?im

Olur mu olur mu
Sensiz olunur mu
Nasil senden vazgecerim
Bir g?n olsun gel yanima
Gel de g?zlerim sevinsin
Sen uyu ben seni beklerim

Allahim allahim
Allahim allahim
Muradima ermeden alma yanina
Allahim allahim
Allahim allahim
Muradima ermeden alma canimi

Neredesin sen?
Neredesin sen?
G?z?m yollarda seni beklerken
Hic mi sevmiyorsun?
Seven bu kalbin dualarinda
Cigliklarimda senin adin var
Hic mi duymuyorsun?



Thread: 2 words turkish- english

104.       iki
104 posts
 26 May 2007 Sat 03:22 am

hi everyone,can somebody help me with morphosyntax analysis in Turkish.I have a Turkish text for analyse but i dont know all the words so if there is someone who can do this for me,please write so i can send the text.PLS...tnx



(104 Messages in 11 pages - View all)
1 2 3 4 5 6 7 8 ...  >>



Turkish Dictionary
Turkish Chat
Open mini chat
New in Forums
Test Your Turkish Level
qdemir: Test your Turkish level ... ... C1) with free online tests — no ...
Crossword Vocabulary Puzzles for Turkish L...
qdemir: You can view and solve several of the puzzles online at ...
Giriyor vs Geliyor.
lrnlang: Thank you for the ...
Local Ladies Ready to Play in Your City
nifrtity: my accout was stolen or what I ... write that
Geçmekte vs. geçiyor?
Hoppi: ... and ... has almost the same meaning. They are both mean "i...
Intermediate (B1) to upper-intermediate (B...
qdemir: View at ...
Random Pictures of Turkey
Most liked